Beş Sokağı Son Bölüm

Küçük Adam Yola Çıkar…

———————

Babama yaşattıklarını sorgulamak için yola çıkıyorum. Yalnız başıma… Herhalde cesaret iksiri içmiş olmalıyım. Çünkü böyle bir cesaret hiçbir insanda yok…

Küçük Adamın Babası…

——————–

Oğlumun beni öldürmeye geleceği kesin ona engel olmaycağım. Çünkü ben bunu hak ettim….

————————————————————————-

Babamı öldürür müyüm bilemiyorum. Ama ondan bunu hesabını soracağım kesin…

Küçük Adam uzun bir yolculuktan sonra babasnı bulur ve konuşmaya başlarlar…

-Oğlum!

-Çek ellerini üzerindem. Kirli ellerinin kalbimi kirletmesine izin vermeyeceğim.

-Oğlum hatırlatırım ki sen de bir İngilizsin…

-Yani bende mi Kazananların tarafındayım. Bir evlat için en acı şey nedir biliyor musun?

-Hayır

-Babası olarak örnek aldığı kişinin kendi halkını öldürmesi.Daha kötüsü de bunun için babasını öldürmek zoruna kalmasıdır.

-Beni bunun için öldürmeyecektin sanırım. Çünkü bunu yapmaa kalbin yetmez…

– Ve küçük adam babaını öldürür…

Ve tarihte ilk defa kaybedenler kazanmış olur…

Yazar: Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Reklamlar

Beş Sokağı (8. Bölüm)

Tek Ben Bilmiyorum…

—————————————

Gizemli Adam gerçeği biliyor. Beş Sokağın’daki çoğu kişi gerçeği biliyor. Yaşar Dede gerçeği biliyor.Bir tek ben bilmiyorum… Niye saklar insan gerçeği acı olsa da söylemeleri gerekmez mi? Gerçekler acıdır sonuçta. Zaten acı olamasa gerçek olmaz ki… Kafamı gıdıklayan düşünceler herhalde beni rahat bırakmayacaklar . Benim Babam’a gidip hesap sormam lazım. Ama bu zamana kadar kimse kalkıp ta kazananlar cephesine gitmedi…. Hem gitsem ne diyeceğim ki? Birisine bakıp geri döneceğim de diyemem… Gerçi dersem tam bir fiyasko olur… Bilmiyorum ama ne olursa olsun babamla oturup erkek erkeğe konuşmalıyız.Bu riski göze almalıyım….

————————————————————————————————

Acı Bir Gerçek. Daha çok Korkutucu Bir Haber…

———————————————————————-

-Komutanım,komutanım!..

-Ne var,ne oldu gene?

-Oğlunuz Can sizin yaptığınızı biliyor.

-Hadi ya,yapma ya

-Yaptım Bile!…

———————————-

Ben Ne Yapacağım?..

————————————

İntihar mı etsem yoksa kendimi assam mı? Hangisi çabuk ve acısız bir ölüm olur? Hangisi oğlumun sözlerinden daha az acıtır? Kendisi beni vazgeçirmek için gelecek ama bunun için uğraşırken kendisinin bir İngiliz olduğunu unutacak…

———————————————————

Küçük Adam….

—————————

Gizemli Adam’ın biricik arkadaşı. Beş Sokağı’nda yaşar…Ve bu aralar sokağın dedikodu sırasında ilk sıradadır… Duyduğuma göre savaşı başlatan kişi babasıymış…

———————————————————————————————–

Küçük Adamın Geçmişi….

—————————————

Doğrusunu söylemek gerekirse Nisan Ay’ında Dünya’ya geldim… Annemle babam bana birkaç sene baktılar.Sonra ikisi de beni sokağa attı… Sokaklara düştüğüm zaman tam 7 yaşındaydım… Daha çocuktum… Düşünün okula başlama yaşlarında sokaktaydım… Annem ve Babam İngiliz…. Babam eskiden askermiş,sonra bırakmış,sonra herhalde tekrar başlamış olmalı ki görünüşe göre öyle… Annem ise malum evinin kadını… İkisine de fazla bir şey borçlu olduğum söylenemez….Ben 8 yaşımdayken İngilizler bize savaş açtı… İlk sömürdüler sonra sahip olmak istediler… Babamla annem beni bıraktıktan tam bir sene sonra kendimi bir savaşın ortasında bulmuştum…İngiliz olduğum herhalde savaşın bitmesini isteyen tek kişi olduğum kesin bir bilgidir….

————————————————————————————————–

Pişmanlık Duygusu…

————————————

İnsanın içini yer bitirir içten içe… Hemen öldürmez… Yavaş yavaş ve acıta acıta öldürür beyni… İlk düşünce kanallarını harekete geçirir sonrası malum vicdanı ameliyat eder… Her ameliyatta ise mutlaka gözlerden yaş akar… Bunlar son pişmanlık fayda etmez sözünün yaşlarıdır…

———————————————————————————————————– 

Küçük Adam Yola Çıkar….

Devamı 1 ay sonra….

(Mutlu Çocuk)

Beş Sokağı(7.Bölüm)

Aklımdakiler…

———————-

Bak ya… Gizemli Adam diyor ki kazananlar savaştan vazgeçecek diyor ve bu benim sayemde olacakmış… Madem benim böyle bir gücüm var niye en baştan beri teslim olmuyorlar… Kazanan bir taraf niye oturup teslim olsun ki?

——————————————

Gizemli Adamla Münakaşalar…

——————————————

– Gizemli Adam sana bir şey sorabilir miyim?

-Sor tabiki de

-Sana ciddi olarak şayet niye beni buraya çağırdın?

-Dedim ya sana ihtiyacımız var…

-Ya ben kazanları nasıl vazgeçireceğim bir planın  var mı?

-Yok bir planım yok… Ama sen yapacaksın buna ben inanıyorum…

-Acaba ben niye inanamıyorum… Ben Kazanan olsam niye vazgeçeyim ki!!!

—————————————————————————————————

Yaşar Amca…

——————————-

Beş Sokağı’nın en yaşlı adamlarından biriyim… Torunlarımı savaştan kaçarken kaybettim ve neredeler bilmiyorum… Torunlarımdan biri 12 yaşında kahverengi saçlı yakışıklı bir oğlan… Gizemli Adam 12 yaşındaki çocuğu benim torunuma benzetiyor… Ama bundan emin değil…

————————————————————————————————————–

Kazananlar Cephesi…

——————————

-Komutanım

-Efendim,  Ne oldu?

-Küçük Adam sokağı buldu…

-Olamaz… Niye engel olmadınız…

-Siz emir vermediniz ki…

-Ya savaşı başlatan kişinin babası olduğunu öğrenirse ne yapacağız peki?

-Oturup ağlayacağız sanırım 🙂

-Hadi canım

————–

Gizemli Adamın Küçük Adam Hakkında Bildiği Bir Sır…

————————————————————————

Küçük Adamın babası savaşı başlatan kişi ama bundan Küçük Adam’ın haberi yok… Ve ben bunu ona söyleyeceğim…

———————

Hadi Bakalım…

———————

-Küçük Adam…

-Efendim, ne oldu?

-Sana bir şey söylemem lazım…

-Yine saçmalayacaksan ben gidiyim çünkü boşuna vakit kaybı…

-Yok ne saçmalaması ya  şu fotoğrafa bakar mısın  bi?

-Bu fotoğraftaki kişi benim babam…

-Üzerinde hangi kıyafet var? Bana söyler misin?

-Üniforma…

-Peki baban nerede onu da söyler misin?

-Kazananların cephesinde…

Küçük Adam öğrendiği gerçek karşısında şok oldu… Böyle bir şey nasıl olabilirdi ki?

—————————————————————————————————————

Küçük Adamın Babası!… 

———————————

Benim hakkımda pek fazla bir şey bilmiyor kendisi sadece aklındaki bir fotoğraftan ibaretim ve benden nefret ediyor… Onu bırakıp gittiğim için… Şimdi bir de Kazananlar Cephesi’nin başım da olduğunu öğrenirse iyice nefret edecek… Üzerime kan kusacak… Benim babam nasıl bir şey diyecek… Eminin beni vazgeçirmek için neler yapmayacak ki… Belki de kafama silah doğrultacak..Vazgeç diyecek… Ben de  hayır diyeceğim… Niye değecek… Cevap bekleyecek… Ben susup yüzüne bakacağım yalvarır gibi… Bana niye bunu yaptın diyecek ve giderken diyecek ki sen benim için hiç yoktun ve şimdi ölüsün diyecek… O zaman başımı taşlara vursam da, dizlerimi dövsem de geçmiş olacak…

——————-

Küçük Adamın Öğrendiği Gerçek!…

————————————————

Fotoğraf elimde kaldığım odaya gidiyorum… Gözlerimi bir an olsun ayırmıyorum fotoğraftan… Belki rüyadır diyorum bu düşünceye o kadar çok inanmak istiyorum ki… Ama gerçek… Bu şahsiyet işte benim babam…Fotoğraftaki üniformalı adam benim babam… Benim halkımı öldürmeye çalışan kişi benim babam… Batık bir gemi gibiyim şuan… Artık bütün suları almış olan gemi denizin dibini boylamış çıkamıyor da…. Ya sen nasıl yaparsın bunu ya!..

—————————————————————————-

Beş Sokağı Dedikoduları…

—————————————

-Biliyor musunuz küçük adamın babası…

-Ne olmuş  Küçük Adamın babasına söyle bakıyım Ahmet

-Şey ben şey diyecektim ölmüş…

-Evet öldü bugün. Hadi dağılın artık…

—————————————————-

Aklımdaki Düşünceler…

———————————-

Babam azılı bir katil…

Annem desen ölü…

Gizemli Adam desen tek umudu ben

Ben ise umutsuz vaka

Küçük Adam al bak gene beni çağırıyor ne  oldu acaba?

-Efendim Gizemli Adam

-Senin Yaşar Deden var mı?

-He var Yaşar Yaşamaz.Ne olmuş ona yoksa o da mı?

-Yok öyle bir şey değil… Yaşar Dede burada sokağın aşağı tarafında yaşıyor. Buraya geldiğinden beri  Yaşar Dede’yi hiç gülerken görmedim. Git de bir görün derim…

————————————————————————————–

Yaşar Dede…

———————–

Yaşar Dede buradaymış inanır mısınız?

-Yaşar Dede… Yaşar Dede

-Efendim efendim

-Ben Can

-Can Can’ım sen misin

-Evet Benim…

-Nerelerdesin be evlat..

-Buralardayım…

-Burada olduğuna göre gerçeği öğrenmiş olman lazım…

-Sen biliyor muydun?

-Evet

-Niye bana söylemedim….

-Söyleyemezdim babanı böyle bilmeni istemezdim…

Devamı Başka bir zamana

(Bu kadar aksiyon yeter…)

Beş Sokağı(6. Bölüm)

4. Gün  (Yaklaştık)
——————————–
En son koşuyordum. Ve hala koşuyorum. Sadece biraz yoruldum. Kalbim yerimden çıkacakmışcasına atıyor. Ayaklarım hala zorla adım atıyor. Beynim artık dur diyor ve bende onu dinliyorum ve duruyorum. Yere oturuyorum. Önüme doğru bakıyorum. Ve bir tabela görüyorum. Tabela da “Küçük Adam” yazıyor. Düşünüyorum kim yazar bunu diye. Aklıma Gizemli Adam geliyor. Onun yazdığından eminim. Oturduğum yerden kalkıp tabelaya doğru ilerliyorum. Tabelaya dokunuyorum, sanki eski bir resme dokunurmuş gibi. Yazı eskimiş. Belli ki yazılalı baya olmuş… Olsun gene de tabelanın gösterdiği yöne gitmeliyim… Belki bu sefer bulurum Beş Sokağı’nı… Hadi Bakalım…

Beş Sokağında Durumlar
——————————————-
Bugün 18.günümüz. Hala bir aksiyon yok. Düşmanlar bizi bulamadı. Beş Sokağı’nı n ilerisinde bir ev var. Orada Yaşar Amca oturuyor. Aslında çok yaşlı olduğu için Yaşar Amca diyoruz biz ona… Beş Sokağı karşılıklı birbirine bakan evlerden oluşuyor. Sokağın aşağısında çöp kovaları yukarısında evler var.Ve ben Beş Sokağı’nın yukarısındaki ilk evde oturuyorum. Sokağın başındaki ev bana ait anlayacağınız. Bugün normal hayat. Acaba Küçük Adam bıraktığımız işareti gördü mü?

“Küçük Adam” Tabelası…
————————————-
Tabela hakkındaki düşüncelerim biraz korkutucu… Gerçeği söylemek gerekirse.. Önüme hiçbir şey çıkmaması durumu tam bir fiyasko olur. Tabelanın gösterdiği yere doğru yürüyorum. Yavaş ve emin adımlarla. Dikkatlice her tarafa bakıyorum. Çünkü Beş Sokağı her yerde olabilir. Yürüyorum ve bir tabela daha…”Buldun Küçük Adam ileride”… İleriye doğru gidiyorum… Bir de ne görüyorum ileride bir maden ocağı… Açıkcası beklediğim bir şey değil. Madem ocağının önünde “Beş Sokağı” yazıyor. Kafamda deli sorular dolanıyor.Maden ocağında ne işi var Gizemli Adamın? Öğrenmem için maden ocağına girmeliyim…

Maden Ocağı…
——————————
İniyorum yavaş yavaş. Aşağıda gördüğüm manzara tamamen sokak… Şaşırdım doğrusu. Aşağıya ve yukarıya doğru uzanan karşılıklı eve benzeyen yapıtlar var… Acaba nerede bu Gizemli Adam? Sorun şu insanlar nerede? Sadece Gizemli Adam mı yaşıyor burada? Yoksa başka birileri de var mı? Ve bağırıyorum ” Hey Gizemli Adam neredesin” iki defa… Ve ses yok. Beş dakika sonra bir daha… Ve bir ses duyuyorum… Böyle çok az bir fısıltı gibi sanki… “Küçük Adam sesime doğru gel”… Sese doğru ilerliyorum. İlerledikçe sokağın başına geldiğimi farkediyorum ve tabelayı görüyorum… Tabelada “Beş Sokağı” yazıyor… Tabelanın hemen yukarısında bir ev var. Ses oradan geliyor. Kapıyı çalıyorum tam üç defa… Kapı açılıyor ve Gizemli Adam yüzüme bakıyor.
-Sende Kimsin?
-Küçük Adam sen ?
-Gizemli  Adam
Konuşmalardan sonra içeri alıyor beni.Oturup sohbet etmeye başlıyoruz.
-Niye bana mektup yazdım?
-Senin yaşlarındaki bir çocuk bana bir mektup yazıyordu ve sonra sokağıma geliyordu. Ve bende rüyadaki çocuk gibi sana mektup yazdım.
-Niye beni buraya çağırdın?
-Sen buraya aitsin onun için…
Ve ben aval aval bakıyorum ona…
-Niye aidim buraya?
-Kaybedenlerin kazanabilmesi için sana ihtiyacımız var diyor.
Aldığım cevap karşısında afallamış bir şekilde suratına bakıyorum…
-Ben nasıl bir şeyim ki bana ihtiyacınız var?
Adam ne dese beğenirsiniz
-Sen bizim kaybettiğimiz benliklerimizsin diyor.
Ve ben gene hiçbir şey anlayamıyorum.
-Ne demek istiyorsun?
-Tam olarak şunu diyorum ilerleyen zamanlarda beraber sen ve ben kazananları cephesine gidip savaştan vazgeçmelerini söyleyeceğiz ve onlar da vazgeçecek.
-Bu bir hayal dostum asla vazgeçmezler. Kazanırken sen vazgeçer misin?
Devamı Haftaya Cumartesi

Yazar: Cansu Porsuk

Beş Sokağı(Kaybedenlerin Sokağı)…(Romanın Devamı)

18.Gün…

——————–

18. gün oldu ve hala haber yok… Daha üç gün oldu. Ne kadar ilerlediğini merak ediyorum ve bizim bulunamayacak kadar zor bir yerde olduğumuzu anlayınca yüzünün halini merak ediyorum. Ben senin ölmüş annenim. Ben senin ölmüş babanım. Ben senin dostunum. Ben senin düşüncelerinin… İçine bak düşün anca bulursun beni çünkü içine saklandım ben… Ve ben senin hiç inanmadığın umudunun… Ben senin karamsar halinin…Ve ben senin seninim sana aitim… İkimizin benliğimizi bulabilmesi için birbirimize ihtiyacımız var. Seni bekliyorum…

Kaybedenler…

————————

Kazananların bize taktığı bir lakap. Bizi ezik olarak görüyorlar. Türlü türlü oyunlarına bizleri davet ediyorlar. Onlar için biz bir satranç oyunundaki piyonuz ve onlar da şah ve vezir…. Ve hep piyon olarak kalacağız…

3 Gün Oldu….

————————

Ümidim kayboluyor. Her geçen gün korkuyorum ve yıpranıyorum…. Her geçen gün sonbahara kalkıyorum , yapraklarım dökülüyor ve yaza kalkmayalı çok zaman oldu. Bulabileceğim den emin değilim…En iyisi sonsuza kadar aramak…

Zafer…

—————

Kazananların yaşadıkları mutlu bir duygu… Kaybedenler için kötü bir manzara. Kokuşmuş cesetler, harabe evlerin içinde yanan hatıralar, ağlayan çocuklar ve insan çığlıkları hepsi bir toprak için… Sonunda mutlu olan kim tabi ki de kazananlar.Kaybedenler mutsuz ve üzgün ve hala piyon…

Yenilgi…

—————-

Kaybedenlerin yaşadıkları üzüntü… Önce sessizlik alır bütün dünyayı… Sonra çığlıklar ve ağıtlar duyulmaya başlanır. Sonra gökyüzü ağlar içini döker. Sonra çocuklar gelir gülerler, ne bilecek ki sonuçta çocuk… Sonra ermişler gelir bu da yaşanacaktı der… Sonra hayırcılar gelir her işte bir hayır vardır der. Sonra iyiler gelir hep kötüler kazanır der. Sonra arkada ağlayan çocuklar, kokuşmuş cesetler ve insanların acı çığlıkları kalır… Ve bir anne böyle bir Dünya’ya bebek getirmeye korkar en büyük korkudur bu…

Savaş (Kaybedenlerin Savaş’a Bakış Açısı) …

—————————————————————

Bir toprak için

O kadar can

O kadar kan

O kadar yürek

O kadar kalp

Ağlatılır mı?

Parçalanır mı?

Dökülür mü?

Öldürülür mü?

Bir toprak için

O kadar yetim çocuk

O kadar çığlık

O kadar kokuşmuş ceset

O kadar hatıra

Harap edilir mi?

Bırakılır mı?

Atılır mı?

Yapılır mı?

Soruyorum bunların hepsi lanet olası bir toprak için yapılır mı?

Cevap maalesef evet!…

Savaş (Kazananların Savaş’a Bakış Açısı)…

———————————————————–

Bir toprak için bence

İnsan öldürmeye değer

Bir toprak için bence

Kan akıtmaya değer

Bir toprak için bence

Ağlatmaya değer

Bir toprak için bence

Kalp kırmaya değer

Bir toprak için değer….

Kazananların savaş dedikleri acı bir oyundan başka bir şey değil ve bu acı oyunu oynamaktan zevk alıyorlar…

Bir Çocuğun Hayali…

——————————-

Gözlerimi açtığımda mutlu olmak istiyorum… Başımda annemin, ayak ucumda babamın yattığını görmek  istiyorum. Gözlerimi açtığımda masmavi gökyüzünü görmek istiyorum. Duymaya başladığımda acı çığlıkları değil sevinç çığlıklarını duymak istiyorum…Konuşmaya başladığımda ümit verici ve güzel şeyler konuşmak istiyorum küfür etmek istemiyorum… Ve siz benden gözlerimi,kulaklarımı,ağzımı aldınız…Daha ne kaldı ki zaten…Bırakın da ümit bize kalsın…

Barış…. 

——————–

Savaşın, kaybedenin, kazananın, rekabetin olmadığı bir dünya… Savaş varken barış bir ütopya…

Barış Ütopyası…

————————-

Bu ütopyada gülen çocuklara yer var

Ağlayan çocuklara yer yok

Bu ütopyada sevince yer var

Üzülmeye yer yok…

Bu ütopyada umuda yer var

Karamsarlığa yer yok

Bu ütopyada iyilere yer var

Kötülere yer yok…

Barış bir ütopya…

Zafer Ütopyası…

—————————-

Bu ütopyada zaferin verdiği mutluluk var

Ama savaşın bıraktığı acı var

Savaşın bıraktığı hatıralar var

Acı çığlıklar kulakların içine yer etmiş bu ütopyada

Kazananların piyonları var bu ütopyada

Kazananların hep kazanacağı, kaybedenlerin hep kaybedeceği bir ütopya

Rekabetin olduğu bir ütopya

Ve bu ütopya da acıya

sevgiye  yer yok!…

Yazar: Cansu Porsuk (Devamı 2-3 gün Sonra) (Mutlu Çocuk)

Beş Sokağı (Kaybedenlerin Sokağı)…(Romanın Devamı)

Evde Geçirilen Gece…

——————————–

Nihayet güneş doğuyor ve üniformalılar yavaş yavaş kayboluyor… Bir anlık zafer duygusu bu bizim için… Dışarısı hala dumanla kaplı. Yoluma devam etmeliyim… Beş Sokağı neredesin be? Bu evi de arkamda bıraktıktan sonra kapının önündeki koltuğu çekiyorum ve kapıyı açıp yola koyuluyorum… Sessizce ilerliyorum ölüme doğru bir adım daha atıyorum her geçen gün… Ve korkuyorum… Çünkü hala çocuğum. Ve büyümeyi istemiyorum.Gerçi kim ister ki böyle lanet olası bir dünyada büyümeyi… Büyüdükçe alacağın sorumluluklar artıyor. Güçleniyorsun zannediyorsun ama güçlenmiyorsun aksine alışıyorsun ve değişiyorsun başka birisi oluyorsun. Çocukça düşünceler yok oluyor yerini büyük yetişkin düşünceleri alıyor… Kararlı biri oluyorsun. Ve artık korkmuyorsun. Ama ben her şeye rağmen büyümek istemiyorum. Çünkü büyüyünce gerçekleri öğreniyorsun ve tozpembe bakamıyorsun hayata… Hiç kimseye güvenemiyorsun ve hayatın yalnız mahkumu olarak kalıyorsun… Onun için ruhum hep çocuk olarak kalacak… Evden çıktım. Yürüyorum korka korka… Kalbimin küt küt diye atışını duyuyorum… Adrenalin hormonu damarlarında dolaşıyor ve daha çok korkmamı sağlıyor. Ama yürüyorum… Bu sefer daha çok vaktim var…Çünkü şafak vakti üniformalılar yok…Neredeler mi? Sıcacık evlerinde kahvaltı yapıyorlar şimdi… Koşarak büyük bir yol almanın tam zamanı… Son şansım… Ne kadar hızlı olursam o kadar şanslıyım… Ve bir,iki,üç koşmaya başlıyorum… Koşuyorum ve her mesafede yavaşlıyorum… Hoşça kal Üniformalılar… Beş Sokağını daha bulamadım…

Beş Sokağı ve Bir Adam…

————————————-

Bugün 17. günümüz… Erzaklarımız yavaş yavaş azalıyor. Ve bu kötü bir haber… Gerçi 17 gündür hiç iyi bir haber gelmedi. Küçük Adam da ortalıkta yok. Acaba ne yapıyor şimdi? Onu sokaklara düşürmekle iyi mi yaptım bilmiyorum. Şuan nerede olduğunu bilmiyorum. Yaşadığını bilmiyorum. Ama yaşıyorsa beni bulacaktır. Çünkü beni merak ediyor. Beş Sokağı sessiz bugün her zamanki gibi. Yukarıya doğru bakıyoruz.Üniformalılar yavaş yavaş hazırlanıyor. Gene öldürecekler birilerini… Ve ne kadar büyümüş olsam da tek katlanamadığım şey insanların acı çığlıkları…

Kazananlar…

——————–

Biz bu savaşın galip tarafıyız. Kaybedenler bizi sevmiyorlar ve hala kazanacaklarını zannediyorlar. Oysa her geçen gün yenilmeye adım atıyorlar… Onlar bilmiyor ama biz onların zannettikleri kadar kötü insanlar değiliz…Ama onlar bizden daha güçlüler çünkü korkmuş bir köpek gibi teslim olmadılar ve hala savaşıyorlar…

Küçük Adam…

————————–

Bu ona taktığım lakap çok yakışıyor ona…

Gizemli Kişilik…

—————————–

Niye mi böyle diyorum.Çünkü öylesin..Gizemlisin….

Üniformalılar…

————————–

Kaybedenlerin bize taktıkları lakap… Bizden korkuyorlar. Çünkü öldürüyoruz onları…

Yazan:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Devamı Yarına 😀

 

Beş Sokağı(Kaybedenlerin Sokağı)…(Romanın Devamı)

Çocuğun Beş Sokağını Bulma Çabaları…

——————————————————

Kafamı toplamalıyım. Ait olduğum yeri bulmalıyım. Nedenini bilmiyorum. Ama  bulmalıyım… Saklandığım yerden çıkmaya korkmuyor değilim. Çünkü dışarısı güvenli değil. Silahlı askerler var… Askerlerden değil asker üniformasının içindeki insanlardan korkuyorum… Çünkü bizi sevmiyorlar. Burayı ele geçirmek ve yaşayanları öldürmek istiyorlar. Bizleri zalim oyunlarına davet etmek istiyorlar. Ama son günlerde sesleri çıkmıyor. Dilini yutmuş, korkmuş bir canavar gibi saklanıyorlar, saldırmıyorlar… Şanslıyım onun için.Ama gene de korkuyorum… Hadi bakalım çıkalım yavaş yavaş saklandığımız yerden… Küçük adımlarla sessizce yürüyorum.Ses çıkartırsam anlarlar.Ve hayatım oracıkta biter. Sessiz olmalıyım… Nefesimi bile hissetmemeleri lazım… Ama ben onların nefeslerini ensemde hissediyorum… Seslerini duyuyorum… O zalim, korku veren seslerini duyuyorum… Ama umursamıyorum. Daha doğrusu kafama takmamaya çalışıyorum… Ancak böyle yaşayabiliyorum… Yürüyorum sokaklara baka baka…Şuana kadar Beş Sokağını göremedim… Fazla vaktim yok… Hava kararınca daha çok üniformalı ortaya çıkıyor ve katliam başlıyor. Tam olarak 2 saatim var. Onun için acele etmeliyim ve Beş Sokağını ararken bir yandan da saklanacak bir yer bulmalıyım… Hiçbir yön bilmeden yürüyorum. Bedenimin beni götürdüğü yere gidiyorum. Ait olduğum yere… Eğer bulamazsam gizemli adama mektup yazacağım. Gerçi yardım edeceğini zannetmiyorum.Çünkü beni bul dedi ve sadece sokağı söyledi… Yürüdüğüm yolda kaçan insanlar var.Herkes birbirinden korkuyor burada… Sevgi bağları raflara kaldırılmış… Güven duygusu yok olmuş. Üniformalılar bizim tarafımızda değil. Korkuyoruz hepimiz. Etrafımız dumanlarla kaplı…K aç gündür gökyüzünü beyaz olarak göremedik… Kaç gündür güzel bir uyku çekemedik. Hep korktuk… Kaç gün oldu güzel bir rüyaya uyanmayalı bilmiyorum…Ve bir an önce bitmesini istiyoruz. Kaybeden mi oluruz kazanan mı oluruz bilmiyorum. Ama bitsin… Artık ben hayal kurmak istiyorum. Duvarlarını sevdiğim evimde hatıralarımla beraber yaşlanmak istiyorum… Bunun için mücadele etmeye devam etmeliyim. Yürüyorum aklımdaki düşüncelerle beraber. Bir yandan korkuyorum da… Evet daha fazla yürüyemem. Çünkü hava kararmaya başlıyor. Şu karşıdaki eve gitmem lazım. Güvenli bir yere benziyor. Bunu gitmeden öğrenemem.. Onun için gidiyorum. Sesler yükseliyor korkuyu damarlarımda hissediyorum… Ve ulaştım eve.Güvenli bir yere benziyor.. En azından sağlam gibi…Bir geceyi geçirebileceğim bir yer bulabildiğim için mutluyum…Ama hemen sevinmemeliyim. Eve giriyorum. Kapıyı kapatıyorum ve kapının arkasına koltuğu çekiyorum.. Açmasınlar diye. Perdeleri çekiyorum yavaş ve sessizce.Ve oturuyorum soğuk yere…

Bir Adam…

———————

Küçük Adam’a Beş Sokağını bulmasını söyleyeli 1 gün oldu. Acaba yola çıkmış mıdır? Beni ve sokağımızı merak etmiş midir? Ait olduğu yeri merak etmiş midir? Küçük Adam’ı merak ediyorum… Bugün sokağımda 16. günüm.. İlk bulduğum günkü gibi… Küçük evler var. Köpekler var. Sokağın bir ucundan bir ucuna uzanan çöp kovaları var. Ne bulduysak sokaklardan hepsi çöp kovalarının içinde… Beş Sokağında sevgi bağı raflara kaldırılmış değil. Hepimiz birbirimizi seviyoruz. Korkmuyoruz mu korkuyoruz ama belli etmiyoruz. Burası üniformalıların kolay kolay bulamayacağı bir yer… Çünkü yerin altında… Küçük Adam bunu bilmiyor. Ama uğraşırsa ve yoluna devam ederse bizi bulabilsin diye sokağın başına işaret bıraktık. Burada güvendeyiz ve kolay kolay kimseyi sokağımıza almıyoruz.Ama o çocuk bu sokağa ait. Bizi bulacağına eminim… Devam et asla pes etme…

Üniformalılar…

———————-

Üniformalılar yani insanlar… Daha doğrusu insan kılığına girmiş askerler. Omuzlarında taramalı silahlar,bellerinde piştov ve el bombaları… Korkuyoruz üniformalılardan. Çünkü her şey onların yüzünden… Sevmiyoruz onları. Kim sever ki insanları öldüreni… Hiçbirinin altın kalpleri yok… Akşamları sayıları fazlalaşıyor.Aralarında bir şifre var ve ne zaman birilerini öldürecekleri zaman birbirlerine o şifreli sözü söylüyorlar ve katliam başlıyor… Uykumuz bölünüyor. Çığlıklar başlıyor. Üniformalılar bu görüntüyü çok seviyorlar… Ve bizi öldürmekten zevk alıyorlar… Bizi türlü türlü oyunlarına davet ediyorlar…Bir gün mezarlarınıza işemek dileğiyle… 😀

Yazan:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Devamı Yarına 😀

Beş Sokağı(Kaybedenlerin Sokağı)…(Romanın Devamı)

Çocuğun Beş Sokağı Hakkındaki Düşünceleri…

——————————————————————–

Beş sokağı, ne demek istemişti acaba? Gerçekten de oraya ait miydim? Böyle bir sokak var mıydı?Kaybedenlerin Sokağı benim ait olduğum yermiş onun söylediğine göre…Acaba ne var orada…Oraya ait olduğumu düşünmesem de merak ediyorum…Beş sokağını bulmalıyım…Mektuplaştığım o gizli şahsiyeti bulmalıyım ne olursa olsun bulmalıyım…Niye ben niye başkası değil?Aklımı kurcalayan sorulara cevap bulabilmek için bulmalıyım orayı…

Beş Sokağı Hakkında Biraz Bilgi…

————————————————-

Beş sokağı burası kaybedenlerin sokağı. Çocuğun ait olduğu yer… Hepimiz buradayız.Kazananlara karşı oluşturulmuş bir güç hattı da denilebilir… Bağlıyız birbirimize… Sevdiklerimiz, üzüntülerimiz, yaşadıklarımız hepsi burada bu sokakta saklı… Çocuğun geçmişi saklı sokağın duvarlarında… Beş sokağı sıcak insanların bulunduğu bir yer. Zamanında düşmanlar tarafından istila edilmiş ve terk edilmiş… Beş sokağı bizim toplanma yerimiz.Gücün, zaferin, umudun olduğu yer… Kazananların bilmediği ve hiç ait olamayacağı bir yer. Hadi gel seni bekliyorum küçük adam… Buraya aitsin…

Bir Adam Hakkında Biraz Bilgi…

———————————————-

Beş sokağında yaşıyorum. Biz buraya Kaybedenlerin Sokağı diyoruz. Her seviyeden insan var burada.Sıcak,samimi bir havası var. İnsanı yaşatan bütün duygular var burada… Ve o çocuk buraya ait.Bende ilk başlarda inanmıyordum. Zafer yok diyordum. Ümit yok diyordum. Ve hep kaybedeceğiz diyordum. Ama sonra dedim ki niye kaybedenlerden olalım ki birbirimize sarılırsak kazanan oluruz. Ve neyi kazanırız biliyor musunuz? Kazananların bize veremediklerini kazanırız. Demek istiyorum ki sevgiyi, dostluğu ve insanlığı kazanırız. Onun için kaybedenler için ümit ve zafer var… Küçük Adam buna inanmasa da var…

Bir Çocuk Hakkında Biraz Bilgi…

—————————————

Umudun ve zaferin hala var olduğuna inanmıyorum. Kazanmaya umutsuz bir vaka gibi bakıyorum… Çünkü hep kaybettik… Bugün günlerden Çarşamba, aylardan Temmuz, takvim 25.07.1997 Çarşamba gününü gösteriyor. Ve bu tarihten sonra o adamla bir daha mektuplaşmadık..Niye mektuplaşmaya devam etmediğimi bilmiyorum…Ama bu gizemli kişiliği merak ediyorum…Ve ait olduğum yeri de merak ediyorum…

25.07.1997 şuan tam olarak 12 yaşındayım.Oyun yaşlarım…Oynayacak bir oyuncağım yok.Benim sizin gibi pespembe hayallerim de yok…Aslında güzel bir hayatım da yok…Şimdiye kadar öylesine yaşıyordum.Bir şekilde ayakta duruyordum.Şimdi ise iki tane merak ettiğim şey var.Beş Sokağı ve Gizemli Adam…Bu sokağa ve adama ne kadar inanmasam da bulacağım…Ve gene söylüyorum kazananlar mutlu kaybedenler mutsuz…

Devamı Yarına 😀

Yazan :Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

Beş Sokağı…(Kaybedenlerin Sokağı…)

07.07.1997

Kaybedenler için hala ümit var mıdır? Kazananlar mutlu mudur? Kaybedenler üzgün müdür savaşı kaybettikleri için? Sen kaybeden mi olmak istersin? Eminim kazananlardan olmak istersin… Niye kaybedenlerden olasın ki di mi? Sonuçta kaybedenler için ümit yok di mi?Sonuçta üzgün onlar di mi?Sonuçta onlar için zafer diye bir şey yok dimi?Kimlerden olmak istersin?

Bir Çocuk…

11.07.1997

Cevabım şu kaybedenlerden olmak isterdim.Çünkü onlar için hala ümit var.Çünkü onlar için hala zafer diye bir şey var.Çünkü onlar için inanç var.Ama kazananların içinde hiçbir şey yok.Yürekleri ıslatılmış kaç defa tuvaletini kaçıran bir adam tarafından…Kazananların zafer dedikleri cinayetten başka bir şey değil.Ama kaybedenlerin zafer dedikleri sevgi,dostluk ve mutluluk…

Bir Adam

13/07/1997

Demek kaybedenlerden olmak istiyorsun her şeye rağmen mi?Kaybedenlerin ümidi olduğunu söylüyorsun…Ve onlar için zafer var diyorsun.Ve buna inanıyorlar diyorsun.Bir kaybeden olarak sana soruyorum.Zafere inanıyor musun?Umudun olduğunu bana söyleyebilir misin?

Bir Çocuk

15/07/1997

Kaybedenler için bir umut olduğuna bir zafer olduğuna inanıyorum…Şimdi ben sana soruyorum peki sen inanıyor musun?

Bir Adam

17/07.1997

İnanmıyorum.Umudum yok.Kaybettim..Mutlu da değilim…Ve bende kaybedenlerdenim.Zaferin olduğuna inanmıyorum…

Bir Çocuk

19/07/1997

Zafer var.Ümit de var.İçine bakman yeterli evlat.Ve bir soru daha…Bir sayı söyle bana?

Bir Adam

21/07/1997

Beş ve zafer yok!…

Bir Çocuk

23/07/1997

Beş Sokağını biliyor musun?Senin  sokağın.Kaybedenlerin sokağı.Ümidin ve zaferin olduğu yer…

Bir Adam

25/07./1997

Yalan söylüyorsun.Beş Sokağı diye bir yer yok.Kaybedenler var ve hep biz kaybedeceğiz hep onlar kazanacak kabullensek iyi olur…Zafer de yok Ümit DE yok..

Bir Çocuk

27/07/1997

Yalan söylemiyorum.Bul beni…Beş Sokağı.Unutma Senin sokağın…Kaybedenlerin sokağı…Senin ait olduğun yer…

30/07/1997

Sana inanmıyorum.Beş Sokağı diye bir sokak yok ve ben oraya ait değilim…

——————–

Devamı Yarına 😀

Yazan Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)