<öylesine…

Niye yazdığımı bende bilmiyorum…Niye bu yolu seçtiğimi bilmiyorum… İçimdekileri bir şekilde dışa vurma şekli hali.Veyahut da hayatla baş etme şekli…Peki ilham olmasa yazabilir miyim?Yazarım belki ama ortaya nasıl bir şey çıkar?Ama ne yazarlar vardır ilham gelse bile yazamazlar…Bence ikisi beraber olmalıdır yazan bir insanda…Hem ilham hem de yetenek olmalıdır…İlham tek başına yeterli değildir…Yetenek de tek başına bir işe yaramaz…İkisi birbirini tamamlayan şeylerdir bence…Ama niye yazdığım hala meçhuldür…Bilinmez bu yolu kullanarak içindeki çığlıkları ortaya çıkardığım…İnsan şayet niye yazar?Onu ne zorlar ki yazmaya?Nazım niye almıştır eline kalemi?Orhan niye almıştır eline kalemi?Şimdikiler acaba eski dekiler kadar güzel ve derin yazabiliyor mudur?Fuzuli niye zor anlaşılan bir dil seçerken Ahmet Mithat Efendi niye kolay anlaşılan bir dil seçmiştir?Sanırım Fuzuli zor anlaşılan dili herkesin anlamasını istemediği için seçmiş olabilir…Peki şairler zamanla üretici olmayı nasıl beceriyorlar?Bilmem yetenekleri ve ilhamları zamanları gelişiyor mu? Birçok sanatçının ilham gelsin diye uyuşturucu kullandığına dair bir bilgim var oralar…İlham bu kadar gerekliyse bence yetenek de gereklidir…İş ilham da bitmiyor…Ama yazanların niye yazdıklarını anlamak lazım…Çünkü herkes yazamaz. Hiç kimse bu yükün altına girmez kolay kolay…Hiç kimse oturup saatlerce kelimelerle vakit harcamaz kolay kolay…Bence yazanlar hayata farklı bir açıdan bakıyorlar…Bizden farklılar…Ve farklı oldukları için çoğu zaman dışlanıyorlar…Yazmak duyguların bir dışa vuruşumu yoksa hayatın yaşanabilir bir şey olduğunu inandırma çabası mı?Ben bile niye yazdığımı bilmiyorum…Hiçbir amacım yok…Almışım elime kalemi geldikçe yeteneğimi kullanarak yazıyorum…Onun dışında pek misafir olarak gitmiyorum beynimin karanlık köşelerine…Sözcüklere hayat verenler önemli olduğu kadar bence onların ritmlerini duyabilenler de onlara kulak verenlerde önemlidir… Yazmak başka bir şey okumak başka bir şey…Sözcükleri yaşatmak başka bir şey onların çizdiği resme bakmak başka bir şey…Yazmak da ayrı bir yetenek okumak da…Asıl okuyucu sözcüklerin ritmini anlayandır…Onlara dokunandır…Onları hayatıyla bağdaştırabilendir…Ben öyle miyim bilmiyorum…Dünyadaki her kitap okuyan asıl okuyucu mudur onu da bilmiyorum…Ama bir okuma vardır bir okuma vardır….Bir kitap kurdu olmak vardır bir kitap kurdu olmak vardır…Ben bu işi zevk aldığım için yapıyorum…Ve aldığım zevk hiç bitmiyor…Yazmak beni mutlu ediyor…İlham geldiği zamanlar yazmadığımda kendime kaç defa bir kuyuya kapatıyorum kim bilir?Hayata bağlanma şekli benim için…Yazmak,okumak bunlar güzel şeyler ama hakkını vereceksin o zaman değerli olur…

Cansu Porsuk

Hoşgörü Ansızın Bir Yerden Çıkıp Gelen Bir Sözcük…

hoşgörü

Hoşgörü ansızın bir yerden çıkıp gelen bir sözcük gibiydi hiçbir anlamı bilinmiyordu artık.Hoşgörü neydi acaba diye sorulunca insanlara hiç cevap vermeden sanki bu kelimeyi hayatlarında ilk defa duyarmış gibi şaşkın şaşkın yüzümüze bakarlardı.Hoşgörü bazı şeylere boyun eğmek miydi,yoksa bazı şeyleri görmezden gelmek miydi,yoksa vurdum duymazlık mıydı, artık günümüzde hoşgörü sözcüğünün anlamı farklı boyutlara taşındı.Hoşgörü önceden güzel sade bir sözcükken şimdi ise sözcüğe katılan anlamlar sözcüğü kötü yaptı daha da doğrusu bu sözcüğün anlamını bile bilmez hale geldik artık.Hoşgörü öyle güzel bir şeydi ki bu hale nasıl geldi,ve nasıl böyle oldu diye sorulan soruların cevabı “Biz yaptık”olacak eminim.Bir hoşgörüdür gidiyoruz ne olduğunu bilmeden her şeye hoşgörü diyoruz .Acaba gerçekten de hoşgörü ne demekti.Hoşgörünün sözcük anlamı:her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans anlamı, buydu.Ama biz bunları yapmıyorduk hoşgörüyle karşılarken tanıma uymayan gene insanoğlunun her zaman ki hali gibi kuralları çiğniyorduk .Hoşgörü artık günümüzde bilinmeyen ve değersiz bir sözcük haline gelmiştir.Bakın bakalım etrafınıza hangi olayı hoşgörüyle karşılayan var mı? CEVAP:Yok Maalesef!Hoşgörüyle karşılayacağımız olayları tam tersi öfkeyle, kavgayla karşılıyoruz.İnsanoğlu yavaş yavaş kendi benliğini kaybederek ve hoşgörüyü unutarak yavaş yavaş bitme çağına geliyor.Son sözüm şu:Hoşgörü ansızın bir yerden çıkıp gelen bir sözcük gibiydi hiçbir anlamı bilinmiyordu artık…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Hayat İki Taraflı Kale Maçı

kale arkası

Hayat iki taraflı kale maçı gibi…Amacımız karşı tarafın kalesine gol atmak,ve elimizdeki en kötü futbolcularla atmaya çalışıyoruz sadece yanımızda şans olarak gol atmaya çalışıyoruz karşı takıma.Gol atınca ne oluyor mu derseniz,mutlu oluyoruz,rakibimizi yendiğimiz için ortalığı yıkıyoruz,sonra rakibimiz bize gol atınca maçı yöneten hakeme atmadığımız küfür dolu tezahürat kalmıyor.Hatta bunla da kalmayıp karşı takımın oyuncularına yabancı maddeler atıyoruz.Suçları sadece bir gol olduğu için yapıyoruz bunları biz yenilgiyi kabullenemiyoruz. Kabullenemediğimizde dolayı hayatla rekabet içerisine giriyoruz.Hayatla rekabet içindeyken bazı yaralar alıyoruz,bu aldığımız yaraların bazıları çok kötü bazıları da hafif geçici yaralar,bu bize bağlı.Hayatla rekabet içerisindeyken elimizde olan bütün silahları hayatı yenmek için kullanıyoruz ve hep yeniliyoruz. Buradaki suçumuz da kendimizi hayatı yenmeye adamışız ama bilmiyoruz ki hayatı yenersek yaşamanın zevki kalmayacak ve yavaş yavaş acı çekerek hayatımıza son veririz  ve mezar taşımıza”Hayatı yenmeye çalıştığından dolayı öldü.”diye yazarlar.Bu iki taraflı kale maçının sonucu hep yenilgi oluyor ve hep sahada yabancı maddelerden dolayı yaralanmış futbolcuların kan izleri oluyor.Atık bırakalım hayatla rekabet içinde omayı sonuç aynı nasılsa…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Sevgi’nin Kimlik Bilgileri

Adsız

Kimlik Bilgileri

TC Kimlik No:İnsanların Sevgisi

Soyadı:Ayrılık,hüzün,mutluluk

Adı:Sevgi Açlığı

Baba Adı:Aşk

Ana Adı: Çocuk

Doğum Yeri: Dünya

Doğum Tarihi:Belirsiz

Medeni Hali:Birilerinin gönlüne ansızın uçmayı bekliyor.

Dini: İslam sevgisi

Kan Grubu:Pozitif Sevgi

İl:Sevginin İli

İlçe:Aşk İlçesi

Mahalle – Köy:Sevda Mahallesi

Verildiği Yer : Dünya

Veriliş Nedeni:Aşkı Yenileme

Yukarıda verilen sevginin kimliği.İnsanlara sevginin nasıl bir şey olduğunu anlatmak için size ufak bir sevgi kimliğini verdim yukarıda.Sevgi büyüyünce aşık oluyorsun sonu bazen mutluluk, bazen hüzün, bazen de ölüm oluyor bu size bağlı.Bir de şöyle bir şey var insanlar sevginin değerini bilmiyorlar sevgiyi kaybedince de ortaya sevgi açlığı diye bir duygu çıkıyor.Bu duygu sanki hiç yemek yememiş kadar aç bir duygu oluyor kim güler yüzle baktıysa birisine bunu hemen sevgi zannediyor çünkü o kişi sevgiyi arıyor onun şuan sevgisi boş yani aç.Yeni doğmuş bir bebeğin bir süt istediği kadar aç sevgiyi kaybedenler ve sevgiyi hemen bulduklarında farkına varmadan kaybediyorlar.Sevgisiz hayat olmaz onun için insanlarda sevmeyince sevgi açlığı ortaya çıkıyor.Sevgi büyüyünce aşık oluyorsunuz evleniyorsunuz kimlikler değişiyor ve Veriliş Nedeni bölümüne:Sevginin Beraberliği yazılıyor.İlerde sevginin meyveleri olarak çocuklarınız oluyor.Onlara da yeni bir kimlik çıkartıyorsunuz  ve yine Veriliş Nedeni Bölümünde:Sevginin Meyveleri yazıyor.Büyüttüğünüz çocuklara en masum,en aciz varlık olan sevgi duygusunu en iyi şekilde öğretmek istiyorsunuz ona her daim aşık ol diyorsunuz, sevginin değerini bil diyorsunuz ama bunları derken acaba ben bunları doğru mu yaptım diye kendi kendinize düşünüyorsunuz.Sonuç ya doğru oluyor yada yanlış bu da size bağlı.Bu dünyada şüphesiz en fazla sevgiye ihtiyaç duyanlar insanlardır ve sevgiye ne kadar yanlış yaparlarsa bile döndükleri yer yine sevgi oluyor bu bağışlayıcı duyguyu ve sizi her zaman sevgi açlığı hissettiren duyguyu unutmayın insanlar…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Açlıktan Ölen Çocukların Kokuşmuş Cesetleri

 

18_424033_201x130_aclik

Biz evimizde bir kuru ekmek yeyip doyamıyorsak bu bize verilen yemeği hak etmediğimizi gösterir.Oysa şimdi başka ülkelerde açlıktan ölecek şekilde zayıf kalan insanlar var,çocuklar var.O ülkede her geçen gün bir çocuk ölüyor ve kokuşmuş cesetler sokakların ortasında bırakılarak üstünde sinekler geziyor ve açlığın simgesi olarak kalıyor o kokuşmuş cesetler o ülkelerde.Biz bir ekmekle doyamıyoruz onlar bir minik pirinçle doyuyorlar bazen de açken bir su ile bir günlerini geçiriyorlar,bazende zaten yemek yok oruç tutuyorlar. Bizim elimizden hiçbir şey gelmiyor o kokuşmuş cesetlere gözlerimizle bakıp bir iç çekip hayatımıza devam ediyoruz işte.Ne bir yardım eli uzatıyoruz ne de bazılarımız beş dakika bile olsa üzülmüyor.Sonuçta hepimiz insanız ırk fark etmez biz bir gün aç kalsak ortalığı yıkıyoruz ama o aç kalan ülkedeki çocuklar ortalığı yıkmadan sessizce ansızın gelen bir yardım eli bekliyorlar sizden bir kuru ekmek istiyorlar çok şey değil bir ekmek,bir pirinç,bir su istiyorlar sizden onuda ortalığı yıkıp istemiyorlar sadece bir rica ile sizden istiyorlar. İstedikleri tek şey yemek bakın sevgiyi geçtim onlar sevgiyi istemiyor sizden bir yemek ve onlar artık sokaklarda açlıktan ölmüş günlerce duran kokuşmuş cesetleri istemiyorlar bir açlığın bedeli bu biz buna engel olalım yardım edelim onlara gücümüzün yettiği kadar.Açlık asla sessiz bir oyun değil, oynanacak bir oyun değil açlık ancak yemek yeyince geçer, su geçirmez,taş geçirmez ancak bir yemek geçirir sizden şuanda Afrika Yemek bekliyor ve birçok aç ülkede yemek bekliyor hiç yokken bir yardım eli bekliyorlar.

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Aşk Belirsiz Bir Duygu

 

282877_2681459292900_827470750_n

Aşk birinci sınıflarda çok tuhaftı.Örnek olarak “O bana silgisini verdi demek ki oda bana aşık.”gibiydi.Birinci sınıfta Aşk basitti.Günler birbirlerini kovaladı zaman zamanla yarıştı ve geldik ortaokula sonunda…Ortaokulda aşk biraz daha zorlaştı.Aşık olduğun kişi yakışıklı mı?,daha önce kaç kişiyle çıkmış,face mi var mı? diye sorular sorularak aşık olunurdu.Lisede ise iş birazcık daha değişti.Tatlı mı çocuk,pas veriyor mu sana,yoksa mal mı gibi arkadaşlarının sorularına cevap verirdi aşık olanlar.bunlardan tek çıkacak mesaj aşkın belirsiz bir duygu olduğudur.Aşık olmak kolay ama o aşkı terk etmek zordur.Mesela ilk aşık olduğun kişiden vazgeçerken on defa düşünürsün.Çünkü o senin ilk sevdiğin kişidir ve onu severken sonsuza kadar seveceğim diye söz verirsin kendine…O sözden vazgeçmek o kadar zor gelir ki insana bazen onun yerine ölmek ister kimileri.Yaşamak bu kadar güzelken o kişi ölmek ister.Aşk   öyle bir duygudur ki kimi zaman insanı öldürür,kimi zaman insanı bıktırır,kimi zaman aşk masum olur,kimi zaman da insanı mutlu eden bir duygudur.Aşk bir sigara gibidir.etkisini çok zaman geçtikten sonra gösterir,aynı sigara gibidir.Aşkın dumanını içine çekerek ölmek isteyenler gerçekten aşık olanlardır.Çünkü onlar aşkı ölümüne tadarlar ve aşık oldukları kişilerden vazgeçmemek için bazen kendilerini bile öldürürler.Anlayacağınız aşk belirsiz bir duygudur.

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

İnsanlar Çocuk Olarak Kalsın!

yakisikli-erkek-cocuk-resimleri--5

İnsanların en güzel hali çocuk oldukları zamandı.Ne güzel hiçbir şeyden habersizdi o zaman insanlar.Ne geçim sıkıntısını düşünüyorlardı ne de devlet sorunlarını düşünüyorlardı,rahat bir şekilde hayatı yaşıyorduk çocuk olduğumuz zamanlarda.Büyüyünce o zamanlarımızı hep istedik.Çünkü büyüyünce alacağımız sorumluklar çoğaldı haliyle ve küçükken ne olacaksın diye sorduklarında bütün meslekleri sayarken insanlar şimdi büyüdüklerinde sorduklarında ise tekrar çocuk olmak isterdim diyeceğiz eminim

İnsan çocukken hiçbir şeyi düşünmüyor ve hayatın kötülükleriyle tanışıp kahrolmuyor,onun için insanın en güzel dönemi çocukluk dönemidir.Ne güzel her şeyden uzak kaygısız rahat bir hayat sürerken engel olamadan büyüyünce sorumlulukları alıyorsun ve hayatın kötü şartlarına yavaş yavaş alışıyorsun ve Dünya’nın her yanının güzel olmadığını öğrenince zaten yaşama sevincini kaybediyor insan.

Aslında hep çocuk kalmalıydı insanlar hiç büyümemeliydik ya da hafıza diye bir şey olmasaydı da bize yapılan kötülükleri unutup yolumuza devam edebilseydik.İnsanlara küçükken ne olacaksın diye sorduklarında bütün meslekleri sayardı ama büyüdüklerinde tekrar o soruyu sorulduğunda çocuk olacağım dedi bütün insanlar hep bir ağızdan.Çocuk kalmayı isteyeceğimiz ve seveceğimiz bu kadar aklımıza gelmemişti hiçbir zaman.Yine söylüyorum ve yazımı şu sözlerle bitiyorum “İnsanlar çocuk kalmalı…”

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

Hayatın Doktarları İnsanlar

 

katil-oldurmeseydi

Öyle bir zamandayız ki.Nasıl desem insanın insanı öldürdüğü zamandayız.Aynı din,aynı mezhepten olalım istersek hepimiz hiçbirimiz ayırt edilmeksizin öldürülüyor,katlediliyor.Oysa en güzel şeyin insanı yaşatmak olduğunu bilmiyorlar öldürenler.Katilden öteler onlar.Zalimler,kahpeler kısacası sözcük dağarcığımda onları temsil edecek bir sözcük bile bulamıyorum.Demek ki o kadar lanet ve iğrenç bir şey ki.İnsan hiç kendi devletindeki insanı öldürür mü?Hem de bunu devletin başında olan kişi yaparsa toplum tarafından ayıplanır.Alın işte şuan toplum tarafından ayıplanan zamanın eşiğindeyiz.Bu zamandan kurtulmak insanın elinde olan bir şeydir.Şuan bir gemi batıyor ve bizde şuan o geminin üstünde durmaya çalışan insanlarız. Yani insanları öldürmek için değil,yaşatmak için uğraşanlardanız hepimiz birer hayatın doktoruyuz aslında… Herkes bir katile bir öğüt verse belki bugünkü katil sayısı biraz olsa da azalır.Ama bu mümkün değil bana göre.Çünkü istediğin kadar öğüt ver ne bildiğin varsa onu yap, ama o yine bildiğini okur.Yani yazdığı kitabı okur.Biz istediğimizi yapalım ama onlar akıllanmazlar.Allah’ın verdiği o cana kıyarlar bir hiç uğruna.Sebep ne sorusu sorulduğunda da hep verilen cevaplar verilir.O bana yanlış yaptı,o bunu hak ediyordu gibi cevaplar verirlerdi katiller.Bazıları suçsuzdu, kimileri suçluydu,onlar öyle bir suçluydu ki suçlu kelimesi bile az kalır yanında…Düşünün ben bile yazacak bir kelime bulamıyorsam onlar suçlunun ötesinde bir şey.İnsanlık gitgide tükeniyor.Zamanın akıp gittiği gibi o da tükenip gidiyor ve biz bunun farkına çok geç varıyoruz…Oysa silahsız, kavgasız , daima barış olsa dünyanın her tarafında bütün insanlar mutlu ve memnun olurdu.Ama ne yazık ki insanlara dur denen sözcüğü birilerinin hatırlatması gerekiyor.Öldür ,öldür nereye kadar,savaş savaş nereye kadar,kavga kavga nereye kadar sürecek ki…En son bir yerde bitip tükenecek hepsi ve o zaman insanlar barış çığlıklarıyla yalvaracaklar,ya da kavga etmeyin artık öldürmeyin diye sloganlar atarak koşacaklar.Bunun olmasını ne ben ne de başkaları ister.Çaresiz olan biziz.Yani suçlu olmayanlar ,boş yere öldürülenler…Öldürmek nasıl bir şey sorusuna cevap vermek benim işim değil.Zalimce, kahpe bir şey.İşim olmadığı halde cevap verdim.Demek ki Öldürmek de sizin işiniz değil…Öldürmek Allah’ın işidir.Bizi o yarattı zamanı gelince de canımızı alacak olan yine

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Sevgi Denilen Duygu…

sevgi1

Sevmek bazen güzel bazen de kötüdür.Sevmek bazı durumlarda çaresizdir,aynı insan gibi….Sevgi hasta olur bazen sevmeyince ve asla ve asla düzelmez.İstediğin kadar ilaç iç yine düzeltemezsin.Sevgiyi hak etmek istiyorsan senin ona bir şeyler vermem gerek…Ancak ondan sonra sevgi olur.Kendinizi bir insana sevdirmek için önce o insana saygı duymalısınız ki oda sizi sevebilsin. Sevmenin birinci şartı karşılıklı olması gerekir bana göre…Sevgi veya sevmek ancak karşılıklı olur.Sevgi denilen duygu size önemsiz gibi gözükebilir aslında.Ama sevgi bütün kapıları açar.Başarının yolu bile istemek ve sevmekten geçer.Sevgi aslında çok önemli bir duygudur.Bir öğretmen sizi öğrencisi olarak seviyorsa ve dersinde başarısız olsan bile öğretmen kıyamaz sınıfta bırakmaya ve geçirir sizi.Bir öğrenciyi sınıfta bırakmak hayata yenik başlamak gibidir sanki.Sevginizi bir öğrenciye benzetelim mesela ve Sevgi adlı öğrenciyi sevmeyen bir öğretmen olsun.II.dönemin sonu gelsin ve çocuk karneyi aldığında geçme bölümünde kaldı yazısını görünce sevgi sınıfta kalmış olur.Yani sevgi denilen duygu artık bitmiştir.Bir sevgiyi yaşatmak da sınıfta bırakmakta sizin elinizde olan bir şeydir.Siz sakın ola sevgiden vazgeçmeyin.Sevgiden vazgeçerseniz,nefret dolu,sinirli,asla iyi şeyler yapmayan ve çevresindeki insanlar tarafından sevilmeyen nefret edilen bir kişi olursunuz.Sevgi sizin kişiliğinizi etkiler.Sevgi denilen duygu bazen o kadar aciz ve masumdur ki siz bile kıyamazsınız o haline.İçinizden onu bu masumluktan ve acizlikten kurtarmak ve sevgi denilen duyguyu baştan sona bir daha yaratmak isterseniz.Bütün hayatınızı sırf sevgi denilen duyguya adamışsınız derler bazıları.Siz onları hiç kafaya takmayın.Yolunuza sevgiyle bakın.Sevginin başka bir tanımı daha vardır.Sevgi dolu gözlerle bana bakan bir hayat ve önümde kalem ve kağıt bana geleceğini sevginle çiz veya yaz diyor o sevgi dolu bakışlarıyla sanki….Bana bir umut yolu çiziyor sevgi.Evet sevgi bana bir umut yolunun olduğunu gösteriyor.Sevgi hiçbir zaman pes etmeyen bir duygudur. Sevgi siz istemedikse asla pes etmez.Sevmeye ilk bir çocuğu sevmekle başlarsınız sonra bir genci,sonra da bütün her şeyi sevmekle başlarsınız.Sevgi denilen duyguyu yaşatan da sınıfta bırakan da yine size bağlıdır….

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

 

 

Gündem Savaş

 

savas

Televizyonu açtığımızda klasik hep savaş haberleri var gündemde artık,bir de savaşta ölen kişilerin arkalarında bıraktıkları aileleri var.O ailelerin çocukları bir gün “Babam nerede benim anne deyince ne diyeceksiniz çok merak ediyorum. “Oğlum baban bir savaş uğruna öldü ve bir daha eve hiç gelmeyecek.” diye cevap verecek anne .O çocuk bu söylediklerinize inanmayacak ve hep inkar edecek.Onun yerinde kim olsa inkar eder zaten.Ondan sonra şu soruyu soracak çocuk:”Peki savaş ne anne nasıl bir şey” diye soracak size.Annesi de “Öğrenme oğlum senin için daha iyi olur dediğinde ise çocuk inatla hep öğrenmek isteyecek.Savaşın ardında bıraktığı kanlı cesetler,yaralı aileler,öksüz çocuklar bunların hepsi savaşın tarafsız bir kamerayla çekilen görüntüleri ve sonuçlar her savaşta böyle olmasına rağmen tek çözüm barış yerine savaş oluyor.Bu savaş denen sözcüğü anlamak çok zor.Hep insanlar ölüyor,kazandığımız tek şey toprak…Bir toprağın bedeli onca kanlı ceset,yaralı aile,öksüz çocuklar ve insanlar toprak için savaşmayı çok seviyorlar.Diğer bir söyleyişle büyük bir cinayet işlemeyi sever bir hale geldik artık.Bu cinayete dur diyenlerde öldürülüyor.”Savaş  kötü bir şey dimi anne” diyen öksüz çocuğun o acılı suratı kalıyor savaş bitince insanların yüzünde ve yine hep aynı gözlerinden yaşlar dökülerek”Babam nerede niye öldürdünüz onu ,bir toprağın bedeli benim babam mıydı” diye vicdanınıza öyle bir ağır soru soruyor ki siz kaçmak için sözcük bile bulamıyorsunuz.Anlayın artık savaşın kötü olduğunu ve barışın güzel olduğunu anlayın!..

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)