Oğuz Atay Korkuyu Beklerken

Foto_raf_Kolajlay_c__tYjaWh

Bu kitaba hiç alışmadım doğrusunu söylemek gerekirse. Pek benimsediğim de söylenemez. Çünkü kütüphaneden ilk defa kitap aldım. Kütüphaneleri severim ama kütüphaneden kitap almayı pek sevmem. Nedeni de kitap benim olmadığı içindir. Benim olan kitap kitaplığımda eskiyendir anılarla dolu olandır. Ama bu kitap öyle değil. Çünkü bana ait değil. Zamanı bitince başkasının ellerine okunmak üzere verilecek bir kitap.Yani bana ait değil anlayacağınız. Her neyse boş verelim bunları… Kitap öykülerden oluşuyor. Devamlı bir öyküden bahsetmiyor. Öykü kitabı veya hikaye kitabı da denilebilir… Kitapta toplam 7 hikayede var…  Ve Kitap toplam 196 sayfadan oluşuyor…Oğuz Atay’ı tanımak isteyenler için nasıl bir üslubu olduğunu bilmeyenler için başlangıç olarak gayet hafif bir başlangıçtır. Yani Oğuz Atay okumaya başlayacaksanız ve ağır da kaçmamasını istiyorsanız bu kitaptan başlamanızı tavsiye ederim…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Reklamlar

Ahmet Ümit’ten Sultanı Öldürmek

Bu kitabı ta yazın başlarında aldım. Anca bitirebildim.Nedeni de biraz ağır bir kitap olmasıydı… Ama bitirince büyük bir boşluk hissettim. Ne kadar da ağır olsa kitabın üslubu muazzam İyi edebiyat denince aklımıza Ahmet Ümit Gelmeliymiş kitabın arka sayfasında öyle yazıyor…Biraz Ahmet Ümit’ten bahsedelim:

Ahmet Ümit, 1960’ta Gaziantep’te doğdu. 1983’te Marmara Ünşversştesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. 1985-1986 yıllarında, Moskova’da, Sosyal Bilimler Akademisi’nde siyaset eğitimi gördü. Şiirleri, 1989 yılında Sokağın Zulası adıyla yayımlandı. 1992’de ilk öykü kitabi Çıplak Ayaklıydı Gece yayımlandı. Bunu 1994’te Bir Ses Böler Geceyi, 1999 ‘da Agatha’nın Anahtarı, 2002’de Şeytan Ayrıntıda Gizlidir adlı polisiye öykü kitapları izledi. Hem çocuklara hem büyüklere yönelik Masal Masal içinde(1995) ve Olmayan Ülke(2008) kitapları ile farklı bir tarz denedi. 1996’da yazdığı ilk romanı Sis ve Gece, polisiye edebiyatta bir başyapıt olarak değerlendirildi. Bu romanın ardından 1998’de Kar Kokusu, 2000’de Patasana, 2002 ‘de Kukla yayımlandı. Bu kitapları Ninatta’nın Bileziği, İnsan Ruhunun Haritası, Aşk Köpekliktir, Beyoğlu Rapsodisi, Kavim, Bab-ı Esrar, İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek ve Beyoğlu’nun En Güzel Abisi adlı kitapları izledi. Ahmet Ümit’in, İsmail Gülgeç’le birlikte hazırladığı Başkomser Nevzat-Çiçekçimin Ölümü ve Başkomiser Nevzat-Tapınak Fahişeleri ve Aptülika(Abdülkadir Elçioğlu) ile birlikte hazırladığı Başkomser Nevzat-Davulcu Davut’u Kim Öldürdü?adlı çizgi romanları da bulunmaktadır. Eserleri yirminin üzerinde yabancı dike çevrilmiştir. Yazarın tüm yapıtları Everest Yayınları tarafından yayımlanmaktadır…

Kitap Dünya Kitap Dergisi 2012 “Yılın Telşf Kitabı”Ödülünü almıştır…

Şahane bir aşk çoğu zaman  harcanmış bir hayat demektir

Kitap hakkında kısa bir özet vermeyeceğim. Çünkü heyecanı kaçar. Bana soracak olursanız da:

– Alın okuyun derim

-Biraz ağır bir kitap

-Tarihten bahsettiğini söylemek zorundayım…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Mehmet S. Fethi’den Bozkırın Efendisi Cengiz Han…

Ben bu kitabı lise 3 sıralarında okudum. Açık söylemek gerekirse a101’den aldım. Hemde ucuz bir fiyata. Kitapta anlayacağınız üzere eski Moğol Hükümdarlığından bahsediliyor… Kitabın ilk sayfasında siyah beyaz bir şekilde Cengiz Han’ın resmi var… Kitabın son sayfasında ise bir harita var. Kitabın arka sayfasındaki yazıdan bahsetmek gerekirse:

Bütün Avrupa’nın barbar dediği bir hükümdar vardı: Cengiz Han

Pek açıktır ki ona Avrupalıların barbar demesi bütün Avrupa’yı yenmesindendir. Eğer Avrupa Cengiz’i yenseydi bu zaferle iftihar edilecekti ve ondan kuvvetli bir insan ve şanlı bir mağlup olarak bahsedilecekti! Yenilmek acısı Avrupa’yı hala kin içinde tutuyor. O öyle bir hükümdardı ki, dünya tarihinin bitişik sınırlara sahip en büyük imparatorluğunu kurmuştur.

İranlar ve Araplar manasız bir din gayetiyle Cengiz’e hücum ettiler, büyüklüğünü inkara yeltendiler. Fakat hiçbir tarihçi, onu tarihten dışarı atamadı. Çünkü o, bizzat bir tarihti. Sevenler de, sevmeyenler de o tarihi okumak, tanımak mecburiyetindedir.

Keşke Cengizler, bir değil birkaç olsaydı ve Avrupa birkaç kere daha yenilseydi, taraflı tarihçiler de biraz daha kızıp köpürseydi! Çünkü o gibilerin çoğalmasıyla Türk tarihinin o ezeli ihtişamı, üç beş misli genişlerdi ve dünyaya çok yükseklerden bakan Türk, bir hayli irtifa daha kazanmış olurdu!

En doğru Hüküm budur. Türk kuvvetine, Türk dehasına yaslanarak yükselen Cengiz aynı kuvveti ve dehayı bütün dünyaya tanıtan büyük rehberlerde biridir. O, Türk birliğini kurmak için altüst etti ve yeryüzünde en yüksek, en kudretli millet olmak hakkını Türk’e verdi.

Bu şerefe hangi cihangir imrenmez. Avrupa varsın, kinini sayıklasın!

Bana saoaracak olursanız:

-Biraz tarihe meraklıysanız

-Kendi tarihinizi de merak ediyorsanız

-Alın okuyun derim….

Yazar:Cansu Porsuk (Mutlu Çocuk)

Jeffrey Archer’dan Tek Şahit Zamandı…

f6e53a1c-5f9d-4348-b3f3-02765e215aa5

Ben bu kitabı lise 4 sıralarında okudum. Kitabın üsüne bir kere çay döküldü. İlk defa bir kitabım çay lekesi oldu. Ve o lekeyle beraber hala kitaplığımda duruyor. Ne zaman elime alsam çay lekeli kitabım diyorum… Jeffrey Archer gene ustaluığı konuşturmuş. Bazı ünlü görüşlere göre:

-Zamanımızın en iyi romancısı (Mail On Sunday)

-Alexandre Dumas ayarında bir romancı (Washington Post)

-Archer harika bir anlatıcı, okuyucuları adeta bir sınava tabi tutuyor; her sayfası ayrı bir heyecan ve merak konusu… (Sunday Times)

Ben kitabı nereden aldığımı hatırlamıyorum. Hatırlasam söylerdim zaten… Kitabı türkçeye çeviren kişi Canan Kim. Güzel çevirmiş. Bulabilirseniz Canan Kim çevirili olanı alnız… Kitabın yazarından biraz bahsetmek gerekirse:

Jeffrey Howard Archer, (15 Nisan 1940) doğumlu, kitapları çok satan bir İngiliz yazar ve eski siyasetçidir. Bulunduğu görevler arasında parlamento üyeliği ve Muhafazakâr Parti başkan yardımcılığı sayılabilir. 1992 yılında miras bırakılamayacak bir asalet ünvanı verilerek, Lordlar Kamarasına alınmıştır. Siyasi kariyeri, yalan ifade verme suçundan hüküm giyip ceza evine gönderilmesi ile sona ermiştir. Birçok kitabı Türkçe’ye de çevrilen Archer’ın eserleri, genelde kolay okunabilen macera romanları ile kısa hikâyeler dalındadır. Hikayelerinde genellikle zekice kumpaslar yoluyla alınan intikam temalarına değinen Archer, bunları sıklıkla varlıklı karakterlerin yaşam dokusunda yer bulan pahalı şaraplar, lüks mekanlar, sanat kolleksiyonları gibi objelerle bezenmiş bir arka plan üzerinde anlatır.

Yazarın bazı kitapları:

-Söke Söke (Not a penny more, not a penny less)

-Kin ve Suç (Kane & Abel)

-Tırmanış (The Prodigal Daughter)

-Eşitler Arasında Birinci (First Among Equals)

-Onur Meselesi (A Matter of Honour)

-Kuş Uçuşu (As the Crow Flies)

-Dokuz Kuyruklu Kedi

-Son Yargı

-Tek Şahit Zamandı

Kitabın arka kapağındaki yazısından da bahsetmek gerekirse:

İmkansızı başararak kazandığı, Oxford Üniversitesi’nde eğitim hayatını sürdüren Harry Clifton’ın destansı yaşamöyküsü 1919 yılında Bristol’ün arka sokaklarında başlar. Clifton, bir savaş kahramanı olarak öldüğünü zannettiği babasının, bu olaydan yirmi bir yıl sonra asıl ölüm nedeninini öğrendiğinde, onun gerçek babası olmayabileceği gerçeğiyle de yüz yüze gelir. Bu ikilemin ruhunda yarattığı sarsıntıyla mücadele etmeye çalışırken de İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve bu savaş onu hayatının kararını vermeye mecbur kılar: Ya öğrenimine devam edecek ya da Hitler Almanyası ile savaşacaktır.

“Clifton Günlükleri” kırk yıldır en çok satan yazarlar listelerinden adı eksik olmayan usta kalem Jeffrey Archer’ın en güçlü eseridir. Yazar, iki büyük savaş arasında yaşanan korkunç olayları dile getirdiği Tek Şahi Zamandı’da sizi unutamayacağınız bir yolculuğa çıkaracak ve roman kahramanının içine düştüğü ikilemden daha büyük bir ikilemle karşı karşıya bırakacak…

Eğer bana soracak olursanız da:

-1940 yılında 15 Nisan’da doğmuş olan yazarla aynı doğum gününü paylaşmaktan mutlu olurum. Sadece senelerimiz farklı…

-Yazarın bu sene okuduğum kitabı gerçekten güzel.

-Alıp okuyun derim…

-Hele de  Hitler Almanayası’na biraz meraklıysanız Kitap Hırsızı’nı, Kavgam’ı, Tek Şahit Zamandı’yı okuyun…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Markus Zusak’dan Kitap Hırsızı…

Markus Zusak - Kitap Hırsızı Kapak2

Ben bu kitabı lise son sınıf sıralarında okudum. Bitireli 1 seneye yakın oldu. Daha önce Markus Zusak’tan “Hiç Kimse Sıradan Değildir”  kitabını okumuştum. O kitaptan sonra Markus Zusak’ın bağımlısı oldum denilebilir. Kesinlikle elinizden hiç düşüremeyeceğiniz bir kitap. Kitap hakkındaki bazı görüşlere yer vermek gerekirse:

-Merak uyandıran ve vicdanlara seslenen bir hikaye. (The Washington Post)

-Hayatınızı böylesine derinden etkileyen başka bir kitaba daha rastlamamışsınızdır. Muhteşem! (GoodReads)

-Bu unutulmaz hikaye kalbinizi çalacak! (The New York Times)

-Felsefi bir yanı da olan sürükleyici bir roman… Herkes okumalı! (Kirkus Reviews)

-Markus zusak,zorlu bir konuyu ustalıkla anlatarak gerçek bir başarı yakalamış. Olağanüstü… Tek kelimeyle harika bir kitap. (The Wall Street Journal)

Evet kitap hakkındaki görüşlere bakarsak kitap baya sevilmiş. Kitabı çeviren kişi Selim Yeniçeri… Ben bu çeviriyi okudum. Siz de Selim Yeniçeri’yi bulun okuyun derim çünkü kusursuz çevirmiş bana göre…

Biraz da Markus Zusak ‘tan bahsedelim size:

1975 yılında Avustralya’da doğdu. Köpek Düşleri, İt Dalaşı, ve When Dogs Cry adlı kitapları dışında Hiç Kimse Sıradan Değildir ve Kitap Hırsızı ile tüm dünyanın gözlerini üzerine çekmeyi başardı.

Hiç Kimse Sıradan Değilidr, “2003 CBC Yılın Kitabı” ödülü ile “2003 NSW Başbakanlık Edebiyat Ödülü”nü  kazanırken Amerika’da “Printz Onur Ödülü”nü aldı. Büyük ilgi uyandıran bu kitabıyla 6 ödül kazanan yazar, eşi ve kızıyla birlikte Sydneyde yaşamaktadır.

Biraz kitabın arka sayfasında yazan yazıdan bahsetmek gerekirse:

Markus Zusak’ın 2. Dünya Savaşı Almanya’sında yaşayan küçük kız çocuğu Liesel Meminger’in uzun süre hafızalardan silinmeyecek ilginç hikayesini çarpıcı bir dille anlatan Kitap Hırsızı şimdiye kadar otuz dile çevrildi. Avustralya ve çeşitli ülkelerde pek çok ödül almasının yanı sıra; Amazon.com, Amazon.co.uk ve The New York Times çok satanlar listesinde bir numaraya yerleşirken, İngiltere, İspanya, Norveç, İsrail ve Kore’de ilk beşe girdi. Uzun süre çok satanlar listelerinde üst sıralardaki yerini koruyan ve aynı sismle sinemaya uyarlanarak daha da geniş kitlelere ulaşmayı başaran Kitap Hırsız, yazarın etkileyici dili ve merak uyandıran konusuyla klasikler arasında yer almaya aday bir kitap.

Bana soracak olursanız da:

-Alın okuyun.

-Vakit kaybetmeyin.

-Sakın filmi var diye filmi izleyip okumamazlık yapmayın.

-En azından Markus’u tanıyın ve okuyun derim…

Yazar:Cansu Porsuk (Mutlu Çocuk)

 

Mehmet Rauf’tan Eylül

9786054467549

Ben bu kitabı lise 3 sıralarında okudum. Bu sefer hediye olarak gelmedi gittim kendim aldım… Gerçi kendisini ödev için okudum… Ve okurken bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmemiştim. Diğer kitaplara nazeren biraz ağır bir dili var. Anlayabilmeniz için biraz usta olmalısınız ama anlarsınız genede… Anonim Yayıncılık bendeki kitap. Milli Eğitim’in 100 Temel Eser Dizisi’nin içine girmiş bir kitap. Mehmet Rauf’tan biraz bahsetmek gerekirse:

Mehmet Rauf 1875 (Hicri 1291) yılında İstanbul’da Balat’ın Kesmekaya mahallesinde hayata gözlerini açtı… Babası İstanbul’a Kütahya’dan gelmiş olan Hafız Ahmet Efendi, annesi ise bir Çerkez kzıydı…

Dört yaşında kendi Balatta kendi semtlerinde mahalle mektebine başladı. Yedi yaşında Eyüp Rüştüyesi’ne (ortaokul) kaydoldu. Bu okulda üç sene okuduktan sonra Soğukçeşme Rüştiyesi’ne geçti. Ortaokul eğitimini de bu okulda tamamladı…

Sanat ve Edebiyat tutkusu küçük yaşlarda başladı. Ders kitaplarından çok İstanbul kütüphanelerinin müptelasıydı. Edebiyat alanında bir şeyler yapma isteğinin  kayanağı da buralardı. Önceleri tiyatro, daha sonraları da roman yazmaya niyetlendi. Romancılık merakı bir ürün vermişti: ” Denaet ” veya ” Gaskonya Korsanları ” adlı bir macera romanı. Babası Hafız Ahmet Efendi ise bu durumdan rahatsızdı, oğlunun geleceği için endişeleniyordu. Dolayısyla ailesi Mehmet Rauf’un daha güvenli ve paralı bir meslek sahibi olması için de 1888 de Heybeliada deniz Lisesi’ne kaydolmasına karar verir…

Halit Ziya ile şöyle tanışıyor. Bir gün Halit Ziya’nın İstanbul’a geleceğini öğreniyor ve İstanbul’da onu ilk karşılayan yazar Mehmet Rauf oluyor. Halit Ziya İstanbul’da edebiyatçılar açısından bir toplanma merkezi halini alıyor. Daha sonra yayımlanmaya başlayacak Servet-i Fünun dergisi ise bu toplanmanın ürünlerinden olacaktı. Mehmet Rauf daha önceden Mektep dergisi aracılığyla Hüseyin Cahit ve Cenap Şahabettin gibi yazarlarla da tanışmış bulunuyordu…

Mehmet Rauf’un biraz da sanatçı kişiliğinden bahsetmek gerekirse:

-Yazı hayatına Halit Ziya Uaşaklıgil’den aldığı etkiyle başlamış ve onu son üstadı olarak kabul etmiştir.

-İlk eseri, çocuk yaşta yazdığı bir roman olan Gaskonya Korsanları, ilk yayınlana yazısı da “Düşmüş” adlı hikayesidir. Halit Ziya “Düşmüş” adlı hikayenin eline geçişini şu şekilde anlatır:

“Yine bir gün İstanbul postası bana garip bir yazı ile uzun bir mektup ve sarı kağıtlar üzerine yazılmış bir yazı getirdi. Mektubun ve müsvettelerin sahibi Bahriye Mektebi’nin sondan bir önceki sınıfında Mehmet Rauf idi, müsvette de “Düşmüş” isminde uzun bir hikaye yazılıydı.. Bu dolaşık yazının arasında daha doloşık, fakat garip yenilikleriyle cazip bir Türkçe gördüm… Hele bir okul çocuğu tarafından bunun bu şekilde yazılmış olmasına bakarak derhal karar verdim ki müstesna bir fırsat karşısındaydım…”

-Mehmet Rauf’un romanlarında konu, genellikle türlü sosyal ve psikolojik temalarla örülen bir aşk macerasıdır.

-Mehmet Rauf’un romanlarında işlenen temaların çoğunu psikolojik temalar oluşturur. Aşk bunların başında gelir. Duygu Örgüsü açısından en başarılı olan Eylül’de evli bir kadının aşkı ile kocası arasındaki bocalayış, arkadaşının karısını seven bir erkeğin aşkla fazilet arasındaki vicdan azapları… Biraz ağır gelişen fakat çok düzenli bir gelişimle sonuca ulaşan bir psikolojik tahlil zinciridir.

Mehmet Rauf’un eserlerinden bahsetmek gerekirse de;

Romanları

-Eylül (1900)

-Ferda-yı Garam (1913)

-Genç Kız Kalbi (1925)

-Karanfil ve Yasemin (1934)

-Böğürtlen (1926)

-Define (1927)

-Son Yıldız (1927)

-Ceriha (1927)

-Kan Damlası (1928) (Define’nin devamıdır.)

-Halas(İstiklal Harbi Romanı) (1929)

-Yara (Tarihsiz)

(Ben sadece romanlarını yazdım öbür eserli çok fazla internetten bakabilirsiniz ama isterseniz…)

Kitabın arka sayfasındaki yazan yazıdan da bahsetmek gerekirse:

Suat hemen zarfı kenarından yırttı. Gözlerindeki duman yüzünden fark etmiyordu. Bu olu zarfı açamıyor, eli titriyordu; sonra koştu, balkonda konuşan Necip ile Süreyya’nın arasına daldı, “Yalıya gidiyoruz!” dedi. Süreyya bakıyordu, önce inanmadı, “Ne oluyor, nden?” diye soran bir bakışla Suat’ın uzattığı kağıt paralar alıyordu, sonra birden, “Bu ne? Bunlar ne? Nereden?” sorularını sıraladı. Suat eliyle ağzını kapayarak, “Sus!” diyor, diğeri “Kim gönderdi?” diye sorarken, “Babam,babam…” yanıtını veriyordu. Sonra oraya oturup alçak bir sesle “Şimdi bu parayla kimseye bir şey söylemeden gidip yalıyı tutmalı, sonra da hepsinin gözünün önünde buradan çııp gitmeli…” dedi…

Eğer bana soracak olursanız da:

-Biraz ağır bir dili var…

-Sayfalarca süren betimlemeleri var…

-Biraz sıkan bir yapısı var…

-Ama gene de okunmayı hakeden bir tarzı var…

-Pek aşk romanı okumam.Tarzıma gitmez ama okuduğum aşk romanlarından ilkiydi ve benim için listenin en başındaydı…

-Gidin alın derim daha fazla vakit kaybetmeden…

-Okuyun bir şey kaybetmezsiniz, Mehmet Rauf’u tanımış olursunuz…

Yazar:Cansu Porsuk (Mutlu Çocuk)

 

Khaled Hosseini’den Uçurtma Avcısı…

the-kite-runner_494714

Bu kitap Lise 3 te elime geçti. Bir arkadaş bana hediye olarak verdi… O gün bugündür okudum bitirdim… Elimden hiç düşürmedim… Khaled Hosseini gerçekten bu sefer yeteneğini ustaca konuşturmuş. Uluslarası çok satanlar listesine girmiş ve 8 milyonu aşkın kişi tarafından okunmuş olan Uçurtma Avcısı, hem 2006 hem 2007 de Penguin/ Orange Reader’s Group Ödülün’ü kazandı. Bendeki kitap cep kitabı… Zaten cep kitabı olduğu için 10 tl, diğer büyük kitaplara nazeren daha ucuz bir fiyatı var…  Joanna Trollope’ye göre kitap “Muhteşem”… Kitabı çeviren kişi Püren Özgüren… Biraz yazarın hayatından bahsetmek gerekirse:

Afganistan, Kabil’de bir diplomatın oğlu olarak doğdu. Ailesi, 1980’de Amerika Birleşik Devletler’inden siyahi sığınma hakkı elde etti. Halen Kuzey California’da yaşamaktadır ve doktorluk mesleğini sürdürmektedir. Uçurtma Avcısı yazarın ilk romanıdır. Khaled Hosseini’nin Everest Yayınları’ndaki diğer kitabı: Bin Muhteşem Güneş’tir…

Biraz da kitabı çeviren kişinin hayatından bahsetmek gerekirse:

Adana’da doğdu. Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Miami’de dil eğitimi aldı. 1984’ten bu yana sürdürdüğü çeviri çalışmaları arasında, tanınmış pek çok yazarın eseri bulunmakta: Roman Polanski, Vanessa Redrgrave ve Erje Ayden’in otobiyografileri, Yokio Mişima’dan Bereket Denizi dörtlemesi, Henry Miller’dan Çılgın Üçlü, Lawrence Durrell’dan Kara Defter, George Orwell’dan Birmanya Günleri, Ernest Hemingway’den Cennet Bahçesi, Truman Capote’den Bukalemunlar İçin Müzik, Çinli çağdaş yazar Cang ŞianliDahl’dan Öptüm Seni, Nobelli yazar Toni Morrison’dan Cennet ve Sevilen, Bedri Baykam’dan Maymunların Resim Yapma Hakkı gibi kitapları çevirmiştir…

Kitabın arka sayfasındaki yazıdan da bahsetmek gerekirse:

Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk… Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazarlara mensuptur. Çocukların birbirleriyle keşisen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır.

Sovyet işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri fedakarlıkları ve yalanları… Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı’nda anlatılan, olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü…

————

Eğer bana soracaksanız:

-Vakit kaybetmeden alıp okuyun derim…

-Eğer hala almadıysanız çok büyük şeyler kaçırdınız demektir.

-Eee ne duruyorsunuz hadi gidin alın…

-Kaçırmayın Uçurtma Avcısı’nı sonra kaçar yakalayamazsınız…

Yazar:Cansu Porsuk (Mutlu Çocuk)

José Mauro de Vasconcelos’den Şeker Portakalı….

seker-portakali-jose-mauro-de-vasconcelos

Bu kitabı 8. sınıf sıralarında okudum. Sonra okuduğumu unutup 9. sınıf sıralarında bir daha okudum. Kitabı her bitirişimde ağladım… Acıklı bir öyküsü var…. Bendeki basımı 55. basım.  Benim kitabı çeviren kişi Aydın Emeç güzel çevirmiş. Can Yayınlarına ait bendeki kitap… Kitap hakkındaki görüşlerimi sıralamak gerekirse:

-Gayet akıcı bir dili var.

-Zeze karakteri hepinizi ağlatabilir…

-Okurken severek okuyabileceğiniz bir kitap…

Kitabın arkasında yazan kısa Hakkında Bölümünden bahsetmek gerekirse de:

Brezilyalı José Mauro de Vasconcelos (1920-1988), Rio de Janeiro yakınlarında, Bangu kasabasında doğdu. Oldukça yoksul olan ailesi, onu Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderdi. Orada 19 yaşındayken Potengi Irmağında yüzmeyi öğrendi; hep ileride bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal’da bitirdikten sonra iki yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro’ya gitti. Orada ilk işi, hafif sıklet boks antrenörlüğü oldu. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu, onun yazarlığına büyük katkılar sağladı. Değişik ortamlarda, değişik koşullarda değişik insanları tanıdı. İyi bir gözlemci ve usta bir yazarın elinde bütün bu yaşananlardan pek çok roman çıktı ortaya. İlk kitabı Yaban Muzu’dur (1940).  Sonraki romanı Beyaz Toprak, çok beğenildi. Daha sonra Evden Uzakta (1949) , Sular Çekilince (1931), Kırmızı Papağan (1953) ve Ateş Çizgisi (1955) adlı romanlarını yazdı. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıktı. Ama onu dünyaya tanıtan kitabı Şeker Portakalı (1968) oldu. Bu romanı on iki günde yazdığını açıklayan yazar, “Ama onu yirmi yıldan fazla taşıdım yüreğimde” der. Bu kitaptaki küçük Zézé’nin serüvenleri, Güneşi Uyandıralım 1974 ve Delifişek adlı romanlarında devam ediyor…

————————–

Kitabın arka sırasında bunlardan bahsediyor…

-Eğer hala alıp okumamışsanız çok büyük şeyler kaçırmışınız demektir.

-Alıp okuyun derim

-Biraz ağlarsınız ama değecektir…

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

J.D Salinger ‘dan Çavdar Tarlasında Çocuklar

200px-Çavdar_Tarlasında_Çocuklar_kitap_kapağı

İlk öncelikle bu kitap bir sürü başarıya imza atmış olan J.D Salinger’a ait… Ben bu kitabı 6. veya 7.sınıftayken okumuştum… Ve okurken en çok sevdiğim kitaplarım arasındaydı… Okulda elimden düşürmezdim… Evde kitabı koynuma alıp yatardım… Bendeki kitabı çeviren kişi Coşkun Yerli güzel çevirmiş şimdi Allah’ı var… Yazar’ın öbür kitaplarından bahsetmek gerekirse:

Franny ve Zooey(1993,1995)

Dokuz Öykü(1993-1999)

Çavdar Tarlasında Çocuklar(1997)

Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar ve Seymour-Bir Giriş(1999)

Ben sadece Çavdar Tarlası’nı okudum…Bendki kitabın yayınevi Yapı Kredi Yayınları…

Kitabı bana veren kişinin notlarından biraz bahsedeceğim size

-Yazarın kendine özgüveni olmadığı tahmini öne sürüyorum.Çünkü insanlar kendi geçmişiyle gurur duyar bu kişi kendi tarihinden uzanan birisi olabilir…

-Kitapta kızların maça gelmemesinden dolayı üzgün olduğu yerler var karakterimizin..

-Kitabın bazı yerlerdeki betimlemesi gerçekten süper (Her neyse,Aralık Ayı filandı,o rezil tepede hava,cadı karı memesi gibi soğuktu.) (Biraz tuhaf betimlemiş ama olsun)

-Kitap güzel alın okuyun derim…

 

Yazar:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

 

KITAP İNCELEMESI:CRAIG SİLVEY TANRI’NIN UNUTULAN ÇOCUKLARI

tarinin-unutulan-cocuklari-192x300

En çok sevdiğim kitabım.Craig Silvey kalemini ustalıkla kullanarak yazmış gerçekten de.Kitabın aldığı 6 ödülü var.Bunlar;Batı Avustralya Prömiyer Ödülü,Avustralya Yayın Sektörü Yılın Kitabı,Avustralya Yayın Sektörü Yılın Edebiyat Romanı,Avustralya Yayıncılar Ödülü,Avustralya Bağımsız Yayıncılar Yılın Kitabı,Avustralya Bağımsız Yayıncılar En İyi Kurgu Ödüllerini alan bu kitap gerçekten de okumaya değer.Kitabın Hikayesine gelecek olursak:Hayat bir piyangodur:Şanslı olan Kazanır,Şansızlar ise Tanrı’nın unutulan Çocukları’dır…Pencereme gelmişti.Nedenini bilmiyorum ama gelmişti işte.Belki başı dertteydi.Belki de gidecek başka yeri yoktu…Sıcak bir yaz gecesi beklenmeyen bir misafirin penceresini tıklatmasıyla Charlie’ninsıradan hayatı tamamen değişir.Çünkü toplum dışına itilmiş tuhaf misafirin kimseye söyleyemediği bir sırrı vardır.Yaşamları,hayata bakışları ve imkanlarıyla birbirinin zıttı gibi görünen bu iki çocuk toplumun duyarsızlıklarına,ön yargılarına,bağnazlıklarına karşı duran büyük bir dostluğun da baş kahramanlarıdır.Bu küçük bedenler için hayat bir daha eskisi gibi olmayacaktır.Okuruna önemli sorular soran,genç-yetişkin herkesin tanışması gereken,güçlü bir roman. Çoçukluğun saf masumiyetine sımsıkı sarılan bu kahramanlar kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacak!…Gerçekten de okunacak bir kitap

Köşe Yazarı:Cansu Porsuk