Kü-çük Bir Mes-ne-vi…

Kalbimde sen atıyorsun…

Yüreğimde sen ağlıyorsun…

Heyecanlandığımda sen heyecanlanıyorsun…

Yürüyünce sen yürüyorsun…

Ve koşunca soğuk bir aşkın kıyısına beraber koşuyoruz elimizde aşk kadehleriyle içindeki mutlulukları(şarap) dökmeden…

Sevince sen seviyorsun…

Aşık olunca sen aşık oluyorsun bende aşık olan kalbimi izliyorum bir filmin hiçbir noktasını kaçırmayan seyirci gibi…

Sana ıssız bir çölün kıyısından yana yana geliyorum…

Ben senin aşkından çöllere düşen Mecnun…

Sen ise beni seven Leyla…

Fuzuli’nin kaleme aldığı kü-çük bir mes-ne-vi!..

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

Reklamlar

Sahi Neydi Aşk?

Aşk, her şeye rağmen sevmekti

Aşk, 1 haftalık ömrü kalan kelebekti…

Aşk, mükemmel bir savaşçıydı…

Aşk,siyaha boyanan ayrılık duvarlarını ,pembe aşklara boyamaktı…

Aşk,kırmızı renk elbisesi olan,elinde bir gül tutan,aklında hüzün dolu hikayeler olan bir kadındı…

Aşk,her zaman kurulan hayaldi ve hiç gerçekleşmeyen…

Aşk,Einstein parçalayamadığı atom parçasıydı….

Aşk,sevda bahçelerinde yetişen bir güldü işte…

Aşk,Leyla ile Mecnun’du…

Aşk,sayfaları gül kokan bir hikayeydi…

Aşk yönetmeni kendisi olan bir filmdi…

Aşk,bir soğuk pembe mezardı…

Sahi neydi aşk?

Bilmem….Einstein’a Sor!…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Eskici…

Eski bir telefon numarasını arar gibi bir şeyleri arıyorum…

Sevginin sonbaharda yapraklarını döktüğünü söylüyorlar…

Geç kaldın bir daha ki sonbaharı bekle diyorlar…

Mutluluğun da bir rüzgarın gemisine binip gittiğini söylüyorlar…

Merhameti arıyorum onun yıldızların yanında olduğunu söylüyorlar…

Oraya git diyorlar.

Uzaya Uzaya…

Sohbetin eski insanların yanına gittiğini söylüyorlar…

Kahvehanelere git diyorlar…

Mezarlıklarda ara sıcak insan sohbetlerinin cesedini bulursan bir El Fatiha oku diyorlar…

Aşkın Leyla ile Mecnun’da olduğunu söylüyorlar….

Aşkın dağları aşan Ferhat’ta olduğunu söylüyor ve öldü diyorlar…

Hayalleri aç bir karganın yediğini söylüyorlar….

Umudun kışın donduğunu söylüyorlar…

Erimesini beklemelisin diyorlar…

Dostların toprakta olduğunu söylüyorlar…

Ben bunları ararken yaşlı bir eskici kafasını kaşıyarak şunları söylüyor:

Onlar eskide kaldı…

Burada yok satılmıyor…

Hadi bas git şimdi buradan…

Huzuru da alıp götürme…

Git! Git!  Git! Git!

Eskide kaldı

Bir daha gelmeyecek mallar

Satılmıyor stok bitti

Anlamıyor Musun?

Git! Git! Git! Git!

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

 

1,2,3 Son…

Açtım ellerimi göğe doğru kaldırdım…

Tanrıdan bir aşk istedim.

Amin,dedim bağırarak!…

Siyah beyaz eski bir film hatıralarındaki aşklardan

Leyla ile Mecnun’un,Ferhat ile Şirin’in aşkını istedim…

Biraz kırgın biraz yorgun,biraz da yaşlanmış kırçıllaşmış saçlarıyla hüzünlü bir aşk çocuğu

Elinde bir gül

Ağzından gökten boşanırcasına aşk dolu yağmur damlaları dökülüyor…

Ve 1,2,3 kayıt dedi yönetmen!…

Hüzünlü aşk çocuğu kırçıllı saçlarını elleriyle yüzünden çekerek

Hiç tozlanmayan,kütüphanelere kaldırılmayan kitaplar gibi

Siyah beyaz eski bir filmin unutulmayan bir aşk sahnesi gibi

Sonsuz bir heyecanla aşkı istiyordu.

Acıklı aşk yağmurlarının oluşturduğu bir ritim ve  bir mezar başında Hüzünlü aşk çocukları

Leyla’sını ,Şirin’ini,Aslı’sını belki daha nicesini kaybetti….

Geriye beyaz bir mezar taşı

Yağmurların ritmi

Doğanın sessizliği

1,2,3 Kayıt diyen yönetmen kaldı…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

(Always  be happy!…)