Bunun Adı Ne?

Giderken boynumda soğuk bir rüzgar esiyor…

Kulağıma üzerine bastığım papatyaların acı çığlıkları geliyor…

Burnuma hayat kokun geliyor…

Ayaklarıma dikenler batıyor giderken…

Aklım kurcalanıyor giderken…

Ellerim kesiliyor yavaş yavaş senden giderken…

Yüreğimden parçalar kopuyor sana doğru…

Dönerken kulağıma papatyaların yaşam çığlıkları geliyor…

Aklıma sevgi dolu yüzün geliyor…

Ayaklarımdaki yaralar iyileşiyor dönerken…

Yeni ellerim oluyor dönerken…

Yüreğimdeki parçalar tekrar tekrar yerlerine gidiyorlar dönerken…

Gözlerimden yaşlar süzülmüyor dönerken…

Dönerken boynumda sıcak esen bir sevdanın rüzgarını hissediyorum…

Ne gidebiliyorum ne dönebiliyorum…

Bunun adı ne?

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

(Boş Kafa)

Reklamlar

Tanrı Gülüyor Halime Yukarıdan (?)

Ağlamak için bir omuzu

İçini dökmek için bir dostu

Sığınmak için bir insanı

Saklanmak için boş kafaları

Kaybolmak için aşkı

Islanmak için yağmuru

Olgunlaşmak için acıyı

Kaçmak için ayaklarımı

Sarılmak için kollarımı

Yangını söndürmek için suyu

Arıyorum….

Bütün sular tükenmiş

Ayaklar yorulmuş

Acılar acıtmıyor

Yağmurlar ıslatmıyor

İnsanlar kaçmış

Boş kafalar gömülmüş toprak altına

Dostlar yakılmış

Omuzlar kapılmış

Bulamıyorum….

Ve Tanrı gülüyor halime yukarıdan (?)

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Erkek Dediğin;

Erkek dediğin, Fatih Sultan Mehmet gibi olacak

Konstantinopolisi hiçbir şeye değişmeyecek

Konstantinopolisi fethedebilecek…

Erkek dediğin, lider olacak ama acımasız bir lider olmayacak…

Erkek dediğin, tek renk olacak, değişmeyecek…

Gerektiğinde masaya yumruğunu vurabilecek

Gerektiğinde alttan almasını da bilecek

Erkek dediğin, sakallı olacak Osmanlı Padişahları gibi

Erkek dediğin , tek kadını sevecek arkadaş

Yok öyle binlercesine aşık olmak!

Erkek dediğin , gerektiğinde bitti diyebilecek

Erkek dediğin, gerektiğinde terk edebilecek kadar güçlü olmalı.

Erkek dediğin, bir keresine yakışıklı olacak

Erkek dediğin zeki olacak

Erkek dediğin, bir keresine kaslı maslı olacak

Erkek dediğin, bir keresine adam olacak arkadaş

Gerektiğinde baba olmasını da

Gerektiğinde kabadayı olmasını da

Gerektiğinde omzunu dayabileceğin bir dost olmasını da

Bilecek erkek dediğin

Nerede böyle erkek dersen?

Sende ilk önce kadın olacaksın ki öyle bir erkek senin olsun…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Biliyor Musun Sevdiğim Kişi?

Her sabah ölüp ölüp diriliyorum.

Akciğerim su ile doluyor.

Beynim amansız bir şekilde ağrıyor.

Ayaklarım her sabah sanki çok yürümüşler gibi yorgun.

Kafamdaki saçlar her sabah beyazlıyor.

Ellerim her sabah titriyor.

Kalbim her sabah sanki yerinden çıkacakmışcasına atıyor.

Yüreğim her sabah yaramaz bir çocuk gibi ağlıyor.

Gözlerim her sabah uyukluyor,küçük bir bebek gibi.

Kafam her sabah ayılmıyor, sanki kör kütük sarhoş olmuşum gibi

Aşk her sabah bu duyguları yaşatıyor

Biliyor Musun Sevdiğim Kişi?

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Yemek Niyetine…

Pişirip pişirip yediğimiz dertlerimiz

Her sabah dilim dilimlediğimiz ekmek yerine yediğimiz yüreğimiz

Birbiri ardına ısırdığımız kalbimizin damarları

Her gün kendilerine güzel bir mezar arıyorlar…

Sırf daha az kalbimizi ısırabilelim diye…

Sırf daha az dilimleyip ekmek yerine yüreğimizi yemeyelim diye

Sırf daha az pişirip yiyelim dertlerimizi diye

Her saat kendilerine kaçacak bir delik arıyorlar…

Isırdığımız kalbimiz

Dilimlediğimiz yüreklerimiz

Pişirdiğimiz dertlerimiz

Bizden kaçıyorlar…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Beş Sokağı(7.Bölüm)

Aklımdakiler…

———————-

Bak ya… Gizemli Adam diyor ki kazananlar savaştan vazgeçecek diyor ve bu benim sayemde olacakmış… Madem benim böyle bir gücüm var niye en baştan beri teslim olmuyorlar… Kazanan bir taraf niye oturup teslim olsun ki?

——————————————

Gizemli Adamla Münakaşalar…

——————————————

– Gizemli Adam sana bir şey sorabilir miyim?

-Sor tabiki de

-Sana ciddi olarak şayet niye beni buraya çağırdın?

-Dedim ya sana ihtiyacımız var…

-Ya ben kazanları nasıl vazgeçireceğim bir planın  var mı?

-Yok bir planım yok… Ama sen yapacaksın buna ben inanıyorum…

-Acaba ben niye inanamıyorum… Ben Kazanan olsam niye vazgeçeyim ki!!!

—————————————————————————————————

Yaşar Amca…

——————————-

Beş Sokağı’nın en yaşlı adamlarından biriyim… Torunlarımı savaştan kaçarken kaybettim ve neredeler bilmiyorum… Torunlarımdan biri 12 yaşında kahverengi saçlı yakışıklı bir oğlan… Gizemli Adam 12 yaşındaki çocuğu benim torunuma benzetiyor… Ama bundan emin değil…

————————————————————————————————————–

Kazananlar Cephesi…

——————————

-Komutanım

-Efendim,  Ne oldu?

-Küçük Adam sokağı buldu…

-Olamaz… Niye engel olmadınız…

-Siz emir vermediniz ki…

-Ya savaşı başlatan kişinin babası olduğunu öğrenirse ne yapacağız peki?

-Oturup ağlayacağız sanırım 🙂

-Hadi canım

————–

Gizemli Adamın Küçük Adam Hakkında Bildiği Bir Sır…

————————————————————————

Küçük Adamın babası savaşı başlatan kişi ama bundan Küçük Adam’ın haberi yok… Ve ben bunu ona söyleyeceğim…

———————

Hadi Bakalım…

———————

-Küçük Adam…

-Efendim, ne oldu?

-Sana bir şey söylemem lazım…

-Yine saçmalayacaksan ben gidiyim çünkü boşuna vakit kaybı…

-Yok ne saçmalaması ya  şu fotoğrafa bakar mısın  bi?

-Bu fotoğraftaki kişi benim babam…

-Üzerinde hangi kıyafet var? Bana söyler misin?

-Üniforma…

-Peki baban nerede onu da söyler misin?

-Kazananların cephesinde…

Küçük Adam öğrendiği gerçek karşısında şok oldu… Böyle bir şey nasıl olabilirdi ki?

—————————————————————————————————————

Küçük Adamın Babası!… 

———————————

Benim hakkımda pek fazla bir şey bilmiyor kendisi sadece aklındaki bir fotoğraftan ibaretim ve benden nefret ediyor… Onu bırakıp gittiğim için… Şimdi bir de Kazananlar Cephesi’nin başım da olduğunu öğrenirse iyice nefret edecek… Üzerime kan kusacak… Benim babam nasıl bir şey diyecek… Eminin beni vazgeçirmek için neler yapmayacak ki… Belki de kafama silah doğrultacak..Vazgeç diyecek… Ben de  hayır diyeceğim… Niye değecek… Cevap bekleyecek… Ben susup yüzüne bakacağım yalvarır gibi… Bana niye bunu yaptın diyecek ve giderken diyecek ki sen benim için hiç yoktun ve şimdi ölüsün diyecek… O zaman başımı taşlara vursam da, dizlerimi dövsem de geçmiş olacak…

——————-

Küçük Adamın Öğrendiği Gerçek!…

————————————————

Fotoğraf elimde kaldığım odaya gidiyorum… Gözlerimi bir an olsun ayırmıyorum fotoğraftan… Belki rüyadır diyorum bu düşünceye o kadar çok inanmak istiyorum ki… Ama gerçek… Bu şahsiyet işte benim babam…Fotoğraftaki üniformalı adam benim babam… Benim halkımı öldürmeye çalışan kişi benim babam… Batık bir gemi gibiyim şuan… Artık bütün suları almış olan gemi denizin dibini boylamış çıkamıyor da…. Ya sen nasıl yaparsın bunu ya!..

—————————————————————————-

Beş Sokağı Dedikoduları…

—————————————

-Biliyor musunuz küçük adamın babası…

-Ne olmuş  Küçük Adamın babasına söyle bakıyım Ahmet

-Şey ben şey diyecektim ölmüş…

-Evet öldü bugün. Hadi dağılın artık…

—————————————————-

Aklımdaki Düşünceler…

———————————-

Babam azılı bir katil…

Annem desen ölü…

Gizemli Adam desen tek umudu ben

Ben ise umutsuz vaka

Küçük Adam al bak gene beni çağırıyor ne  oldu acaba?

-Efendim Gizemli Adam

-Senin Yaşar Deden var mı?

-He var Yaşar Yaşamaz.Ne olmuş ona yoksa o da mı?

-Yok öyle bir şey değil… Yaşar Dede burada sokağın aşağı tarafında yaşıyor. Buraya geldiğinden beri  Yaşar Dede’yi hiç gülerken görmedim. Git de bir görün derim…

————————————————————————————–

Yaşar Dede…

———————–

Yaşar Dede buradaymış inanır mısınız?

-Yaşar Dede… Yaşar Dede

-Efendim efendim

-Ben Can

-Can Can’ım sen misin

-Evet Benim…

-Nerelerdesin be evlat..

-Buralardayım…

-Burada olduğuna göre gerçeği öğrenmiş olman lazım…

-Sen biliyor muydun?

-Evet

-Niye bana söylemedim….

-Söyleyemezdim babanı böyle bilmeni istemezdim…

Devamı Başka bir zamana

(Bu kadar aksiyon yeter…)

Şahit Oldum…

Harflerin ağlattığına dilimle şahit oldum…

Sözcüklerin erimesine ellerimle şahit oldum…

Cümlelerin kaybolmasına ayaklarımla arkalarından koşarken şahit oldum…

Sözlerin omurgaları kırdığına kulaklarımla şahit oldum…

Şiirlerin insanları ameliyat ettiği ana gözlerimle şahit oldum…

Şarkıların insanları yaşattığı ana ağzımla şarkıları söylerken şahit oldum…

Ölüme,

Omurga kırıklarına,

Ameliyatlara,

Ağlamaya,

Erimeye,

Kayboluşlara,

Vücudumla şahit oldum…

Ve artık vücudum

Harflerin güldürdüğüne,

Sözcüklerin donmasına,

Cümlelerin yakalandığı ana,

Sözlerin omurgaları kırmadığı ana,

Şiirlerin doktor olmadığına,

Şarkıların insanları yaşattığına,

Şahit olmak istiyor….

Vücudum kırılmak istemiyor…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Şairlik Boş İşmiş!…

Şairliğe boş iş diyorlar.Ama bilmiyorlar ki şairlerin şiir yazarak mutlu olduklarını ve keyif aldıklarını bilmiyorlar.Şairleri anlayan tek şeyin kalemi ve sözcüklerin olduğunu bilmiyorlar…Ve şairliğe gayet basit bir işmiş gibi görüyorlar bu koyuyor işte bana…Diyorlar ki bazı insanlar şair olup ta ne yapacaksın?Bir keresinde sorunun kalıbı bozuk!….Sen ilk önce bir şair olda bir şiir yaz da sonra ne yapacaksın de..Bu dünyada herkesin elinin yattığı bir iş vardır.Ve kişi ben o işi yapacağım demesinden dolayı bunlara maruz kalıyorsa cidden sanatçıya verilen değer sıfırdır.Atatürk’ün bir sözü vardı hani biliyorsunuzdur hepiniz…

“Hepiniz millet vekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.”

bu sözü alın kafanızın bir yerine sokun ve sanata hak verdiği değeri verip ve sanatı sanat için yapın…

Ahmet Haşim bir sözü vardır bunu çok az kişi bilir?

 

En güzel şiirler, manalarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir.
Ve bir şairi sırf şiiri anlamsız diye yargılamayın.Bu bülbülü eti için kesmeye benzer.Sanata yeteri kadar değeri ver ve sanata layık eser ver…Veremiyorsan da s…git

 Belkide ilk küfür ettiğim bir yazı ama hak ettiniz şimdi!…

 

Cansu Porsuk

(Mutlu Çocuk)

Kapkaranlık Bir Hayat Ne Yaparsın?

Kör bir insana yaşamayı nasıl öğretirsin?
İlk önce sevgiyi öğretirim ki mutlu yaşasın…
Üzülmeyi öğretirim,her mutlu sonda bir hüzün vardır…
Sinirlenmemeyi öğretirim,öfkeyle kalkan zararla oturur…
Sabrı öğretirim ki,beklemeyi bilsin…
Sonra ömrü öğretirim,her canlı bir gün ölümü tadacaktır sonuçta…
Yürümeyi öğretirim ani kararlar verip topallamasın diye…
Sarılmayı öğretirim bir ömür boyu sarılmayı hayata…
Tutulup bağlı kalmayı öğretirim ki,aşkı tatsın…
Yavaş yavaş koşmayı öğretirim ki engelleri zorlanmadan aşabilsin…
Çalışmayı öğretirim emek vermeden hiç bir şey olmaz…
İyi olmayı öğretirim,hep iyiler kazanır…
Kötülükleri öğretirim hayat sonuçta…
Peki kör bir insanı nasıl hayata bağlarsın?
Bunlardan zevki alan insan zaten hayattan kopmaz…
Koparsa da hayatı dolu dolu yaşamayı ve hatıralar bırakmayı öğretirim….
Olmadı elinden tutarım ya beraber yaşarız ya da beraber ölürüz…
Karar senin gözleri kör yüreği temiz olan adam…

Şair:Cansu Porsuk(Mutlu Çocuk)

Bazen…

Bazen seni seviyorum diyemezsin de başka şeyler söylersin…
Kendine dikkat et,üşütme,hasta olabilirsin…
Yağmurlu havalarda şemsiyesiz çıkma ıslanırsın…
Yemek ye aç kalırsın…
Bazen aşığım diyemezsin de aşık olduğunu belli etmeye çalışırsın…
Onu güldürmeye çalışırsın…
Adının sonuna -cım -cum ekleri getirirsin
Canım dersin…(Aşkım diyemezsin…)
O üzgün olduğunda derdini sorup beraber üzülürsün…
Yağmurda beraber ıslanırsın…
O düşünce sen de düşersin…
Acıları beraber,mutlulukları beraber yaşarsınız…
Bazen de
Yağmurlu bir gecede sahilde beraber koştuğunuzu
Seni seviyorum dediğin anı
Sarıldığınız anı
El ele tutuştuğunuzu
Birbirinize ne kadar bağlı olduğunuzu
Hayal edersin sadece…

ŞairCansu Porsuk(Mutlu Çocuk)