Değişimi Kendinizde Başlatın!..

Çocuklarımıza asosyal olduklarını söylüyoruz.Ama bunları söylerken bizimde 24 saat televizyonun başında olduğumuzu unutuyoruz.Çocuklarımıza bağımlı olduklarını söylüyoruz.Ama bunu söylerken kendimizin televizyona veya sigaraya ne kadar bağlı olduğumuzu unutuyoruz.Çocuklarımızı akşama kadar odalarına tıkılıp kaldıklarını söylüyoruz.Ama şöyle bir dönüp kendimize baktığımızda biz akşama kadar oturma odasında tıkılıp kalıyoruz….Çocuklarımıza bir şeyler söylemeden önce kendimize bakmak hiçbirimizin aklına gelmiyor nedense.Kendimiz asosyalken,bağımlıyken çocuklarımızın bağımlı olmamalarını veya sosyal olmalarını nasıl bekleyebiliriz?İşte her şey bu kadar basit.Çocuklarınızı değiştirmek istiyorsanız ilk önce kendinizi değiştirin.Zamanla faydasını göreceksiniz…

Cansu Porsuk

(Mutlu Çocuk)

Beş Sokağı (8. Bölüm)

Tek Ben Bilmiyorum…

—————————————

Gizemli Adam gerçeği biliyor. Beş Sokağın’daki çoğu kişi gerçeği biliyor. Yaşar Dede gerçeği biliyor.Bir tek ben bilmiyorum… Niye saklar insan gerçeği acı olsa da söylemeleri gerekmez mi? Gerçekler acıdır sonuçta. Zaten acı olamasa gerçek olmaz ki… Kafamı gıdıklayan düşünceler herhalde beni rahat bırakmayacaklar . Benim Babam’a gidip hesap sormam lazım. Ama bu zamana kadar kimse kalkıp ta kazananlar cephesine gitmedi…. Hem gitsem ne diyeceğim ki? Birisine bakıp geri döneceğim de diyemem… Gerçi dersem tam bir fiyasko olur… Bilmiyorum ama ne olursa olsun babamla oturup erkek erkeğe konuşmalıyız.Bu riski göze almalıyım….

————————————————————————————————

Acı Bir Gerçek. Daha çok Korkutucu Bir Haber…

———————————————————————-

-Komutanım,komutanım!..

-Ne var,ne oldu gene?

-Oğlunuz Can sizin yaptığınızı biliyor.

-Hadi ya,yapma ya

-Yaptım Bile!…

———————————-

Ben Ne Yapacağım?..

————————————

İntihar mı etsem yoksa kendimi assam mı? Hangisi çabuk ve acısız bir ölüm olur? Hangisi oğlumun sözlerinden daha az acıtır? Kendisi beni vazgeçirmek için gelecek ama bunun için uğraşırken kendisinin bir İngiliz olduğunu unutacak…

———————————————————

Küçük Adam….

—————————

Gizemli Adam’ın biricik arkadaşı. Beş Sokağı’nda yaşar…Ve bu aralar sokağın dedikodu sırasında ilk sıradadır… Duyduğuma göre savaşı başlatan kişi babasıymış…

———————————————————————————————–

Küçük Adamın Geçmişi….

—————————————

Doğrusunu söylemek gerekirse Nisan Ay’ında Dünya’ya geldim… Annemle babam bana birkaç sene baktılar.Sonra ikisi de beni sokağa attı… Sokaklara düştüğüm zaman tam 7 yaşındaydım… Daha çocuktum… Düşünün okula başlama yaşlarında sokaktaydım… Annem ve Babam İngiliz…. Babam eskiden askermiş,sonra bırakmış,sonra herhalde tekrar başlamış olmalı ki görünüşe göre öyle… Annem ise malum evinin kadını… İkisine de fazla bir şey borçlu olduğum söylenemez….Ben 8 yaşımdayken İngilizler bize savaş açtı… İlk sömürdüler sonra sahip olmak istediler… Babamla annem beni bıraktıktan tam bir sene sonra kendimi bir savaşın ortasında bulmuştum…İngiliz olduğum herhalde savaşın bitmesini isteyen tek kişi olduğum kesin bir bilgidir….

————————————————————————————————–

Pişmanlık Duygusu…

————————————

İnsanın içini yer bitirir içten içe… Hemen öldürmez… Yavaş yavaş ve acıta acıta öldürür beyni… İlk düşünce kanallarını harekete geçirir sonrası malum vicdanı ameliyat eder… Her ameliyatta ise mutlaka gözlerden yaş akar… Bunlar son pişmanlık fayda etmez sözünün yaşlarıdır…

———————————————————————————————————– 

Küçük Adam Yola Çıkar….

Devamı 1 ay sonra….

(Mutlu Çocuk)

Beş Sokağı(7.Bölüm)

Aklımdakiler…

———————-

Bak ya… Gizemli Adam diyor ki kazananlar savaştan vazgeçecek diyor ve bu benim sayemde olacakmış… Madem benim böyle bir gücüm var niye en baştan beri teslim olmuyorlar… Kazanan bir taraf niye oturup teslim olsun ki?

——————————————

Gizemli Adamla Münakaşalar…

——————————————

– Gizemli Adam sana bir şey sorabilir miyim?

-Sor tabiki de

-Sana ciddi olarak şayet niye beni buraya çağırdın?

-Dedim ya sana ihtiyacımız var…

-Ya ben kazanları nasıl vazgeçireceğim bir planın  var mı?

-Yok bir planım yok… Ama sen yapacaksın buna ben inanıyorum…

-Acaba ben niye inanamıyorum… Ben Kazanan olsam niye vazgeçeyim ki!!!

—————————————————————————————————

Yaşar Amca…

——————————-

Beş Sokağı’nın en yaşlı adamlarından biriyim… Torunlarımı savaştan kaçarken kaybettim ve neredeler bilmiyorum… Torunlarımdan biri 12 yaşında kahverengi saçlı yakışıklı bir oğlan… Gizemli Adam 12 yaşındaki çocuğu benim torunuma benzetiyor… Ama bundan emin değil…

————————————————————————————————————–

Kazananlar Cephesi…

——————————

-Komutanım

-Efendim,  Ne oldu?

-Küçük Adam sokağı buldu…

-Olamaz… Niye engel olmadınız…

-Siz emir vermediniz ki…

-Ya savaşı başlatan kişinin babası olduğunu öğrenirse ne yapacağız peki?

-Oturup ağlayacağız sanırım 🙂

-Hadi canım

————–

Gizemli Adamın Küçük Adam Hakkında Bildiği Bir Sır…

————————————————————————

Küçük Adamın babası savaşı başlatan kişi ama bundan Küçük Adam’ın haberi yok… Ve ben bunu ona söyleyeceğim…

———————

Hadi Bakalım…

———————

-Küçük Adam…

-Efendim, ne oldu?

-Sana bir şey söylemem lazım…

-Yine saçmalayacaksan ben gidiyim çünkü boşuna vakit kaybı…

-Yok ne saçmalaması ya  şu fotoğrafa bakar mısın  bi?

-Bu fotoğraftaki kişi benim babam…

-Üzerinde hangi kıyafet var? Bana söyler misin?

-Üniforma…

-Peki baban nerede onu da söyler misin?

-Kazananların cephesinde…

Küçük Adam öğrendiği gerçek karşısında şok oldu… Böyle bir şey nasıl olabilirdi ki?

—————————————————————————————————————

Küçük Adamın Babası!… 

———————————

Benim hakkımda pek fazla bir şey bilmiyor kendisi sadece aklındaki bir fotoğraftan ibaretim ve benden nefret ediyor… Onu bırakıp gittiğim için… Şimdi bir de Kazananlar Cephesi’nin başım da olduğunu öğrenirse iyice nefret edecek… Üzerime kan kusacak… Benim babam nasıl bir şey diyecek… Eminin beni vazgeçirmek için neler yapmayacak ki… Belki de kafama silah doğrultacak..Vazgeç diyecek… Ben de  hayır diyeceğim… Niye değecek… Cevap bekleyecek… Ben susup yüzüne bakacağım yalvarır gibi… Bana niye bunu yaptın diyecek ve giderken diyecek ki sen benim için hiç yoktun ve şimdi ölüsün diyecek… O zaman başımı taşlara vursam da, dizlerimi dövsem de geçmiş olacak…

——————-

Küçük Adamın Öğrendiği Gerçek!…

————————————————

Fotoğraf elimde kaldığım odaya gidiyorum… Gözlerimi bir an olsun ayırmıyorum fotoğraftan… Belki rüyadır diyorum bu düşünceye o kadar çok inanmak istiyorum ki… Ama gerçek… Bu şahsiyet işte benim babam…Fotoğraftaki üniformalı adam benim babam… Benim halkımı öldürmeye çalışan kişi benim babam… Batık bir gemi gibiyim şuan… Artık bütün suları almış olan gemi denizin dibini boylamış çıkamıyor da…. Ya sen nasıl yaparsın bunu ya!..

—————————————————————————-

Beş Sokağı Dedikoduları…

—————————————

-Biliyor musunuz küçük adamın babası…

-Ne olmuş  Küçük Adamın babasına söyle bakıyım Ahmet

-Şey ben şey diyecektim ölmüş…

-Evet öldü bugün. Hadi dağılın artık…

—————————————————-

Aklımdaki Düşünceler…

———————————-

Babam azılı bir katil…

Annem desen ölü…

Gizemli Adam desen tek umudu ben

Ben ise umutsuz vaka

Küçük Adam al bak gene beni çağırıyor ne  oldu acaba?

-Efendim Gizemli Adam

-Senin Yaşar Deden var mı?

-He var Yaşar Yaşamaz.Ne olmuş ona yoksa o da mı?

-Yok öyle bir şey değil… Yaşar Dede burada sokağın aşağı tarafında yaşıyor. Buraya geldiğinden beri  Yaşar Dede’yi hiç gülerken görmedim. Git de bir görün derim…

————————————————————————————–

Yaşar Dede…

———————–

Yaşar Dede buradaymış inanır mısınız?

-Yaşar Dede… Yaşar Dede

-Efendim efendim

-Ben Can

-Can Can’ım sen misin

-Evet Benim…

-Nerelerdesin be evlat..

-Buralardayım…

-Burada olduğuna göre gerçeği öğrenmiş olman lazım…

-Sen biliyor muydun?

-Evet

-Niye bana söylemedim….

-Söyleyemezdim babanı böyle bilmeni istemezdim…

Devamı Başka bir zamana

(Bu kadar aksiyon yeter…)

Beş Sokağı(6. Bölüm)

4. Gün  (Yaklaştık)
——————————–
En son koşuyordum. Ve hala koşuyorum. Sadece biraz yoruldum. Kalbim yerimden çıkacakmışcasına atıyor. Ayaklarım hala zorla adım atıyor. Beynim artık dur diyor ve bende onu dinliyorum ve duruyorum. Yere oturuyorum. Önüme doğru bakıyorum. Ve bir tabela görüyorum. Tabela da “Küçük Adam” yazıyor. Düşünüyorum kim yazar bunu diye. Aklıma Gizemli Adam geliyor. Onun yazdığından eminim. Oturduğum yerden kalkıp tabelaya doğru ilerliyorum. Tabelaya dokunuyorum, sanki eski bir resme dokunurmuş gibi. Yazı eskimiş. Belli ki yazılalı baya olmuş… Olsun gene de tabelanın gösterdiği yöne gitmeliyim… Belki bu sefer bulurum Beş Sokağı’nı… Hadi Bakalım…

Beş Sokağında Durumlar
——————————————-
Bugün 18.günümüz. Hala bir aksiyon yok. Düşmanlar bizi bulamadı. Beş Sokağı’nı n ilerisinde bir ev var. Orada Yaşar Amca oturuyor. Aslında çok yaşlı olduğu için Yaşar Amca diyoruz biz ona… Beş Sokağı karşılıklı birbirine bakan evlerden oluşuyor. Sokağın aşağısında çöp kovaları yukarısında evler var.Ve ben Beş Sokağı’nın yukarısındaki ilk evde oturuyorum. Sokağın başındaki ev bana ait anlayacağınız. Bugün normal hayat. Acaba Küçük Adam bıraktığımız işareti gördü mü?

“Küçük Adam” Tabelası…
————————————-
Tabela hakkındaki düşüncelerim biraz korkutucu… Gerçeği söylemek gerekirse.. Önüme hiçbir şey çıkmaması durumu tam bir fiyasko olur. Tabelanın gösterdiği yere doğru yürüyorum. Yavaş ve emin adımlarla. Dikkatlice her tarafa bakıyorum. Çünkü Beş Sokağı her yerde olabilir. Yürüyorum ve bir tabela daha…”Buldun Küçük Adam ileride”… İleriye doğru gidiyorum… Bir de ne görüyorum ileride bir maden ocağı… Açıkcası beklediğim bir şey değil. Madem ocağının önünde “Beş Sokağı” yazıyor. Kafamda deli sorular dolanıyor.Maden ocağında ne işi var Gizemli Adamın? Öğrenmem için maden ocağına girmeliyim…

Maden Ocağı…
——————————
İniyorum yavaş yavaş. Aşağıda gördüğüm manzara tamamen sokak… Şaşırdım doğrusu. Aşağıya ve yukarıya doğru uzanan karşılıklı eve benzeyen yapıtlar var… Acaba nerede bu Gizemli Adam? Sorun şu insanlar nerede? Sadece Gizemli Adam mı yaşıyor burada? Yoksa başka birileri de var mı? Ve bağırıyorum ” Hey Gizemli Adam neredesin” iki defa… Ve ses yok. Beş dakika sonra bir daha… Ve bir ses duyuyorum… Böyle çok az bir fısıltı gibi sanki… “Küçük Adam sesime doğru gel”… Sese doğru ilerliyorum. İlerledikçe sokağın başına geldiğimi farkediyorum ve tabelayı görüyorum… Tabelada “Beş Sokağı” yazıyor… Tabelanın hemen yukarısında bir ev var. Ses oradan geliyor. Kapıyı çalıyorum tam üç defa… Kapı açılıyor ve Gizemli Adam yüzüme bakıyor.
-Sende Kimsin?
-Küçük Adam sen ?
-Gizemli  Adam
Konuşmalardan sonra içeri alıyor beni.Oturup sohbet etmeye başlıyoruz.
-Niye bana mektup yazdım?
-Senin yaşlarındaki bir çocuk bana bir mektup yazıyordu ve sonra sokağıma geliyordu. Ve bende rüyadaki çocuk gibi sana mektup yazdım.
-Niye beni buraya çağırdın?
-Sen buraya aitsin onun için…
Ve ben aval aval bakıyorum ona…
-Niye aidim buraya?
-Kaybedenlerin kazanabilmesi için sana ihtiyacımız var diyor.
Aldığım cevap karşısında afallamış bir şekilde suratına bakıyorum…
-Ben nasıl bir şeyim ki bana ihtiyacınız var?
Adam ne dese beğenirsiniz
-Sen bizim kaybettiğimiz benliklerimizsin diyor.
Ve ben gene hiçbir şey anlayamıyorum.
-Ne demek istiyorsun?
-Tam olarak şunu diyorum ilerleyen zamanlarda beraber sen ve ben kazananları cephesine gidip savaştan vazgeçmelerini söyleyeceğiz ve onlar da vazgeçecek.
-Bu bir hayal dostum asla vazgeçmezler. Kazanırken sen vazgeçer misin?
Devamı Haftaya Cumartesi

Yazar: Cansu Porsuk